GÜNCEL&YEMEK

GÜNCEL&YEMEK
KÖŞEM

HAKKIMDA

Fotoğrafım
KÖRFEZ/KOCAELİ, MARMARA BÖLGESİ, Türkiye
1964'DE İZMİT'TE DOĞDU.LİSE TAHSİLİNİ İZMİT'TE TAMAMLADI.1984 SENESİNDE EVLENEREK İSTANBUL'A YERLEŞTİ.1986 ve 1988 DE MELİKE VE MERVE DOĞDU.KIZLARI KÜÇÜKKEN ÜNİVERSİTEYİ SOSYOLOJİ EĞİTİMİ ALARAK TAMAMLADI.HALEN İŞLETME OKUMAKTADIR.ÜSKÜDAR,KADIKÖY,KOCAELİ HALK EVLERİNDEN MEFRUŞAT,MİNYATÜR,TAKI TASARIMI,KUMAŞ BOYAMA,GÜMÜŞ KABARTMA ÇALIŞMASI,TAHTA BOYAMA,İNGİLİZCE,BİLGİSAYAR,TÜRK VE OSMANLI MUTFAĞI BÖLÜMLERİNDEN SERTİFİKALAR ALDI.26 YIL SONRA KOCAELİ'NE GERİ DÖNDÜ.BİRÇOK DERGİ VE GAZETELERDE YEMEK REÇETELERİ YAYINLANDI.YEREL KANALDA YEMEK PROGRAMI YAPTI.HALANIN YERİ TÜRK LOKANTASININ KURUCULARINDANDIR.İSTANBUL'DAKİ POLİTİKA ÇALIŞMALARINA KOCAELİ'DE DEVAM ETTİ.DSP'DE İKİ DÖNEM İL BAŞKAN YARDIMCILIĞI,İL VE KURULTAY DELEGELİĞİ,2014 GEBZE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLIĞI,KADIN KOLLARI İL BAŞKANLIĞI, 25.VE 26.DÖNEM DSP KOCAELİ 1.SIRA MİLLETVEKİLİ ADAYI, DSP KADIN KOLLARI GENEL BAŞKANI OLDU.MART 2016 TARİHİNDE GÖREVİNDEN VE PARTİSİNDEN İSTİFA ETTİ.THÖKELİ İMRE & ZİRİNYİ İLONA MACAR DOSTLUK DERNEĞİ BAŞKANI.ADD KOCAELİ ŞUBESİ 2. BAŞKANI.HALEN KÖRFEZ İLÇESİNDE İKAMET ETMEKTEDİR.

ÖNSÖZ

MERHABA; SEVGİLİ YEMEK DOSTLARI!
YEMEK YAPMAK BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ VE ZEVKLİ BİR UĞRAŞ.TÜRK MUTFAĞININ MUAZZAM BİR MUTFAK OLDUĞUNA İNANANLARDANIM.ASLINI KORUMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR VE SAVUNUYORUM.DÜNYA MUTFAKLARINI DA BEĞENİYORUM ANCAK ÇOK PRATİK VE UYDURMA REÇETELERE KARŞIYIM.AİLEM SON DERECE FARKLI COĞRAFYALARDAN GELİYOR.BU YÜZDEN FARKLI YÖRELERİN BİR ÇOK YEMEĞİNİ EVİMDE PİŞİRİRİM.BABAM TOKATLI,ANNEM İSTANBULLU.ANNEMİN KÖKENİ EDİRNE,BEN İSE DOĞMA BÜYÜME İZMİTLİYİM. 26 YIL EVLİ OLDUĞUM YILLARDA İSTANBUL'DA İKAMET ETTİM.ESKİ EŞİM URFALIYDI.RAHMETLİ BABAM ASKER OLDUĞU İÇİN 35 YIL TÜRKİYE 'NİN FARKLI BÖLGELERİ VE FARKLI İLLERİNDE AİLEM İKAMET ETMİŞ.KONYA,ERZURUM,ANKARA,İZMİR,KAYSERİ,ESKİŞEHİR,İSTANBUL DOLAYISIYLA RAHMETLİ ANNECİĞİM HER İLDE BİR ÇOK YEMEK REÇETESİ ÖĞRENMİŞ VE BİZİM EVİMİZDE UYGULAMIŞTIR.EVLİLİK HAYATIMDA DA GÜNEYDOĞU YÖRESİ VE URFA MUTFAĞINI YAKINDAN ÖĞRENDİM.
YILLARDAN BERİ DERLEDİĞİM GELENEKSEL DAMAK ZEVKLERİMİZİ ,DÜNYA MUTFAKLARINI VE SON YILLARDA İNTERNET VASITASIYLA ÖĞRENDİĞİM REÇETELERİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM.YEMEK SANATINA DAİR EDİNDİĞİM BİLGİLERİ SİZLERLE PAYLAŞMAKTAN BÜYÜK ZEVK DUYACAĞIM.AYRICA BLOĞUMDA GÜNCEL KONULARLA İLGİLİ YAZILARIMI DA PAYLAŞACAĞIM.
SEVGİ VE MUHABBETLE KALINIZ EFENDİM.
16 05 2007

27 Ocak 2015 Salı

KOSGEB VE MARKA YANDAŞLARA ÇALIŞIYOR


                                          BASIN AÇIKLAMASI

Adeta AKP nin ve yandaşlarının kalkınması için kurulmuş olan KOSGEB ve MARKA kime ve nereye ne kadar hibe yapmaktadır. Halkın parasını yandaşlarına peşkeş çeken yapı genelde AKP li kadınlara ve AKP li firmalara hibe şeklinde kalkınmalarına öncelik eden bir yapı halini almıştır.
Bu yapıdan hibe alabilmeniz için öncelikle Girişimci Kursuna katılıp Girişimci sertifikası almak gerekmektedir. Bu kurs İŞKUR tarafından düzenlenmekteyken, AKP liler tarafından anlamsız bir şekilde Kent Konseyine devredilmiş ve genelde Kent Konseyi kadın meclisi tarafından kursa başvurular alınmış ve yandaş olmayanlar bu kursa hiçbir gerekçe gösterilmeden alınmamışlardır. Bu kurslara yanlışlıkla giren AKP li ve yandaş olamayanlar ise müracaat döneminde kredilendirilmemişlerdir.
Kursu bitirip Girişimci Belgesi olanlar tarafından girişimci destekleri AKP li kadın ve yandaşlarına peşkeş çekilmek suretiyle AKP lilerin maddi olarak güçlenmeleri sağlanmaktadır. Adalet ve eşitlik ilkesinin hiçe sayıldığı partilerinin başında Adalet olan ama Adaletten çok yandaşlarını kalkındırma partisi olma yolunda emin ve hızlı adımlarla ilerleyen bu yapıyı iktidar kendi arka bahçesi olarak kullanmakta ve hiçbir denetime tabi tutulmadan rahatça yandaşlarına çıkarlar sağlayabilmektedir.
3624 sayılı kanunla 1990 yılında çıkartılan KOSGEB kanununun neredeyse tamamı 22.04.2009 tarihinde 5891 sayılı kanunla değiştirilmiş ve kanunun amacında “Bu tarihten günümüze kadar, anılan Kanun ile belirlenen görevler kapsamında KOSGEB, küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerine çeşitli hizmet ve destekler verilmiştir.
 Öz itibari ile 3624 Sayılı Kanunun hedef kitlesi "sanayi sektöründeki KOBİ"lerdir. Bugüne kadar KOSGEB de faaliyetlerini bu sektördeki KOBİ'lere yönelik olarak gerçekleştirmeyi sürdürmüştür. Ancak ülkemizde sanayi sektörü dışındaki sektörlerin ekonomik katma değer üretme ve istihdam yaratma potansiyelinin artması ve sanayi dışındaki sektör firmalarından ve bunların temsilcisi kuruluşlardan gelen talepler, KOSGEB'in rotasının değiştirilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu rota değişikliğiyle KOSGEB hedef kitlesini sanayi kesiminden; tüm KOBİ işletmelerine çevirmiştir.
 Ülkemiz sanayisine yönelik genel ve sektörel strateji geliştirme çalışmalarında da ortaya çıkan gerçek, sanayi kesiminin geliştirilmesinde başarılı olabilmek için bu kesimle yatay ilişkide olan diğer sektörlerin de geliştirilmesi gerektiğidir.”  Dense de bu değişiklikle denetim yolu kapatılmış ve yandaşlara arpalık haline gelmiştir.
KOSGEB ten istemiş olduğumuz bilgi ile yandaşlara halkın ne kadara parasının peşkeş çekildiğinin göstergesidir. KOSGEB tarafından KOCAELİ deki işletmelere verilen desteklerin dökümü ; aşağıdaki şekildedir.
Destek Program Adı
İşletme Sayısı
Ar-Ge, İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Destek Programı
152
Gelişen İşletmeler Piyasası KOBİ Destek Programı
2
Genel Destek Programı
1.039
Girişimcilik Destek Programı
384
İşbirliği-Güçbirliği Destek Programı
5
KOBİ Proje Destek Programı
97
Tematik Proje Destek Programı
2
GENEL TOPLAM*
1.512

Genel Destek programları 100.000.T.L. Girişimcilik destek programları 100.000.T.L Ar-Ge inovasyon programları ise 750.000.T.L. yarı hibe yarı kredi şeklindedir.
Daha açık bir ifade ile ortalama 100.000.T.L. den enaz peşkeş çekilen tutarın 151.200.000.T.L. olduğu tahmin edilmektedir. KOSGEB ve MARKA ya soruyorum yandaşlar dışında bu krediler kullandırılmış mıdır ?
Ayrıca buradan Kent Konseyine sesleniyorum hep AKP kadın kolları tarafından ve özenle seçilen AKP liler tarafından düzenlenen bu kursları hiç olmazsa 2 kez de biz DSP kadın kolları olarak biz düzenleyelim. AKP li kadınlar ne kadar girişimciyse; Cumhuriyete ve onun ilklerine bağlı olan biz kadınlar da girişimci olmak ve bu hibelerden yararlanmak istiyoruz. Anayasada belirtilen eşitlik ilkesi gereği bu hakkımız kullanmak istiyoruz.
Kamuoyuna bu bilgilendirmeyi yaparken bekleyip göreceğiz. AKP iktidarı kendi yandaşlarına peşkeş çekmeye devam edecek mi yoksa bizlere de bu hakkı kullandıracak mı ?
Yunanistan da başarı yakalayan SYRİZA lideri Aleksis Çipras’ı kutluyorum. Yunanlı yoldaşlarımıza selam olsun. Ayrıca İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in Strazburg ta yapacağı savunma içinde başarılar diliyorum.
Saygılarımla.

Meral UÇARI

DSP Kocaeli Kadın Kolları İl Başkanı   

26 Ocak 2015 Pazartesi

DÜNYA GÜMRÜK GÜNÜ


Bugün, Gümrük İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısının yapıldığı 26 Ocak 1953 tarihi anısına ‘Dünya Gümrük Günü’nü kutluyoruz.
Türkiye’nin de kurucu üyeleri arasında bulunduğu Gümrük İşbirliği Konseyi’nin adı, 1994’te Dünya Gümrük Örgütü olarak değiştirilmiş ve günümüzde her kıtadan gümrük idarelerinin sesi haline gelmiştir. Gümrükler, İlk çağlardan günümüze dek uluslararası ticari ve ekonomik ilişkilerde önemli bir yer tutar.Gümrükler, bütün devletlerin kamu idareleri arasında en önemlilerinden biridir. Günümüzde gümrükler, yasal ticareti kolaylaştırarak ülkelerde teşebbüs ve rekabet gücünü artırmaktadır. Dünya Gümrük Günü’nün bu alanda yapılan çalışmalar konusunda farkındalık sağlamasını diliyor, tüm gümrük camiasının Dünya Gümrük Günü’nü tebrik ediyorum.
Meral UÇARI

DSP Kocaeli İl Kadın Kolları Başkanı

23 Ocak 2015 Cuma

UĞUR MUMCU ' YU ANMAK.


Uğur Mumcu 24 Ocak 1993 günü öldürüldü.
Bugün O’nun hunharca katledilişini anıyoruz, lanetliyoruz. Uğur MUMCU, iyi bir gazeteci, namuslu bir insandı.
Araştırmacı, korkusuz, dikkatli, titiz ve yurtsever bir aydındı.
O, çetelerin, hortumcuların, derin devletin [gladyo’nun] üzerine cesurca yürüyen, tam bağımsız, demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin yılmaz savunucusu ve yiğit bir gazeteciydi.
Ve O’nu başımız önde, saygı ile anıyoruz.
Tabulara tutsak olmadan, aydınlık dimağların izdüşümünde düşünmemizi sürdürelim. Ve bu büyük devrimcinin hatırasına saygısızlık etmemeye özen göstererek, şöyle bir geçmişe bakıp, düşünmemizi daha da derinleştirelim.
Uğur Mumcu, çetelerle, emperyalizmin gizli-açık, yerel ve uluslararası her nevi örgütü ile yiğitçe mücadele etti...
Yattığı yer nur , rahmeti bol olsun...
Meral UÇARI

DSP Kocaeli İl Kadın Kolları Başkanı

15 Ocak 2015 Perşembe

DSP'NİN MASKOTU


SONUNDA KIZIM MEŞHUR OLDU!

NAZIM HİKMET RAN


DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN GÜZEL YÜZLÜ ,MAVİ GÖZLÜ DEV İNSAN!

Meral UÇARI
DSP Kocaeli Kadın Kolları İl Başkanı

Nazım Hikmet Ran (15 Ocak 1902 – 3 Haziran 1963[1]), daha çok Nâzım Hikmet olarak bilinen Türk şair, oyun yazarı, romancı, anı yazarı. "Romantik komünist"[2] ve "romantik devrimci"[3] olarak tanımlanır. Siyasi inançları yüzünden defalarca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiştir. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır.
Yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman ve Ercüment Er adlarını da kullanmıştır. İt Ürür Kervan Yürür kitabı Orhan Selim imzasıyla çıkmıştır.[4] Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin en önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmıştır ve dünyada 20. yüzyılın en gözde şairleri arasında gösterilmektedir.[5][6]

Şiirleri yasaklanan ve yaşamı boyunca yazdıkları yüzünden 11 ayrı davadan yargılanan Nâzım Hikmet, İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın süre yattı.[6] 1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkarıldı; ölümünden 46 yıl sonra, 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile bu işlem iptal edildi.[6] Mezarı Moskova'da bulunmaktadır.

ZÜBEYDE HANIM


VEFAT EDİŞİNİN 92. YILINDA BÜYÜK ÖNDERİMİZİ YETİŞTİREN ANANIN ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM.

Meral UÇARI
DSP Kocaeli Kadın Kolları İl Başkanı

Zübeyde (d. 1857 – 14 Ocak 1923), Ali Rıza Efendi'nin eşi, Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Makbule Atadan'ın annesidir. Aslen Karamanlıdır.[2]
Aile kökeni[değiştir | kaynağı değiştir]
Osmanlı devrinde, II. Mehmed zamanında Anadolu Larende-Karaman'dan Rumeli’ye göçen ve Selanik yakınlarındaki Langaza’da toprak işleri ile uğraşan bir Türkmen ailesi olan Hacı Sofu ailesindendir. Mustafa Kemal Atatürk'ün anne soyu da, Karaman'dan gelerek Selanik ile Manastır'ın arasında bulunan Vodina Sancağı'na bağlı "Sarıgöl" de denilen "Kayalar" Nahiyesine yerleştiler. Aile, sonradan Selanik yakınlarında bugün de kaplıcaları ile meşhur olan Langaza'ya yerleşmiştir. Dedesi Feyzullah Efendi'in taşıdığı "Sofu-zade" (Sofular) lâkabı, yerleştikleri Sarıgöl bölgesindeki yer adları ve ailedeki hatıraların gösterdiği üzere, Mustafa Kemal Atatürk'ün anne soyu Karaman'dan Rumeli'ye gelen ve bundan dolayı da "Konyarlar" olarak Rumeli'de anılan Yörük Türkmenlerdendir. Zübeyde, 1857'de Lankaza'da dünyaya gelmiştir. Babası Sofuzade Feyzullah (Sadullah) Ağa, annesi Molla Hanım olarak anılan Ayşe Hanım’dır. Döneminde kadınların okula gitmesi yaygın olmadığı için, okur yazar oluşu nedeniyle kendisi de Zübeyde Molla olarak anılırdı.
Zübeyde Hanım, kızı Makbule ve oğlu Mustafa Kemal ile birlikte
Hacı Sofu gibi dinine bağlı bir aileden geldiği için kendisi de öyleydi. Türk tarih kitaplarında sıkça geçen, eğitim sisteminin karışık olduğu bir dönemde, Mustafa Kemal'in ne tür bir okula gideceği konusundaki tartışmalarda Zübeyde'nin, dini eğitim veren Mahalle Mektebi'ne gitmesinde ısrarcı oluşu bu yüzdendir.
Selanik'te Gümrük Muhafaza Teşkilatında memur Ali Rıza ile 1871 yılında henüz 14 yaşında iken evlendi. Ali Rıza, sarışın ve mavi gözlü bir kadınla evlenmeyi düşlerken, kendisinden 20 yaş küçük olan, siyah saçlı ve derin mavi gözlü bu kadına sevdalandığını belirtmiştir.
Yeni çift Selanik Yenikapı semtinde yeni hayatını başlatmış ve Zübeyde Fatma, Ömer ve Ahmet adlı çocukları doğmuştur. Ancak Fatma bu dönemde ölmüştür.
Eşi Ali Rıza'nın Yunanistan sınırında Çayağzı (ya da Papaz Köprüsü)'na tayin ediliği için taşınmış ve orada Ömer ve Ahmet ölmüş.
1881’de dördüncü çocukları Mustafa, 1885’te Makbule, 1889’da Naciye doğdu. Naciye’yi de küçük yaşta veremden kaybettiler. Ali Rıza Efendi de 1888 yılında öldü.
İkinci evliliği[değiştir | kaynağı değiştir]
Mustafa Kemal Atatürk annesi Zübeyde Hanım'ın cenaze töreninde, İzmir, 1923
Bunun üzerine Zübeyde, çocuklarını da alarak abisi Hüseyin Bey'in Langaza'daki çiftliğine gitti. Babasının erken ölümünün ve dayısının çiftliğinde ailenin erkeği olarak yaşadıklarının Mustafa üzerinde derin etkileri olduğu düşünülür.
Abisine daha fazla yük olmak istemeyen Zübeyde, ikinci evliliğini Selanik Gümrükler Başmüdürü Ragıp Bey ile yaptı. Ragıp'ın da önceki evliliğinden dört çocuğu vardı. Bu evlilik, babasının hatırasına saygı gösterilmediğini düşünen Mustafa Kemal'i kızdırdı. Zübeyde Balkan Savaşı’ndan sonra Ragıp Bey’den ayrıldı ve artık Osmanlı toprağı olmaktan çıkan Selanik’i terk ederek kızı Makbule ile birlikte İstanbul’a göç edip Beşiktaş Akaretler’de bir eve yerleşti.[3]
Mustafa Kemal, Ali Fuat Cebesoy'a, Ragıp Bey hakkında "Bana karşı hep çok saygılı davranmış, büyük adam muameleleri etmiştir. Nazik ve kibar bir insandır." demiştir.[4]
1919’da Anadolu'ya çıktığından beri görmediği ve üstelik Osmanlı Padişahı tarafından hakkında ölüm emri verildiğini öğrendiği oğlu Mustafa Kemal ile ancak 14 Haziran 1922’de Adapazarı’nda tekrar buluşan Zübeyde, onun yanına Ankara’ya yerleşti. Ancak bu şehrin sert iklim koşulları sağlığını olumsuz etkileyince tedavi amacıyla İzmir’e gitti. 14 Ocak 1923 günü 66 yaşında oğlunun başarılarını gördükten sonra hayatını kaybetti. İzmir’in Karşıyaka ilçesinde 1940 yılında yaptırılan anıt mezarda yatmaktadır.

RAUF DENKTAŞ


Rauf Raif Denktaş (27 Ocak 1924, Baf - 13 Ocak 2012, Lefkoşa[1]), Kıbrıs Türkü siyasetçi ve yazar. Denktaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıydı.

İlk yılları
Rauf Denktaş 1,5 yaşındayken annesini kaybetti.[2] Babası hakim Raif Bey'dir.[2] Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen[2] Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul'a gönderildi. Arnavutköy'de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi'nde yatılı okumaya başladı. Ortaokuldan sonra Kıbrıs'a döndü ve 1941 yılında Lefkoşa İngiliz Okulu'ndan mezun oldu. Mezun olmasının ardından Fazıl Küçük'ün Halkın Sesi gazetesinde yazılar yazmaya başladı. Daha sonra bir süre Gazimağusa'da tercümanlık, mahkemelerde memurluk ve İngiliz Okulu'nda öğretmenlik yaptı. 1944'te hukuk eğitimi için Lincoln's Inn'de okumak üzere İngiltere'ye gitti. 1947'de adaya döndü ve avukatlığa başladı.[3][4] Sonraları savcılığa geçen Denktaş, 1956 yılında başsavcılığa kadar yükseldi.[4]

Siyasi yaşamı
Mücadele yılları
27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Halka ilk hitabını bu vesileyle ve 24 yaşındayken yaptı. Türk cemaatinin iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Fazıl Küçük arasında arabulucu rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak'ın teklifi ve Fazıl Küçük'ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu Kongresi'nde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden emeklilik hakkını kazanmasına altı ay kala, İngiliz yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı. 1949 yılı yaz aylarında avukatlık yapmaya başladı. Yine aynı yıl Aydın Hanım'la evlendi. 1955'te terörist bir hüviyete bürünen Enosisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükümetteki görevinden istifa etti. Arkadaşlarıyla 1 Ağustos 1958'de Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) kurdu.

1958 yılında Rum tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca, Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara'ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk Askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi. 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 Antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisi'yle İcra Komitesi Başkanlığı'na seçildi. 16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı'na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs'a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.

1964 Londra Konferansı'ndan sonra Makarios tarafından istenmeyen adam ilan edildi. Yeşilada'ya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy'e çıkarak savaşa katıldı. 1967'de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye'ye geri verildi. 1968'de adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs'a döndü.

Siyaset dönemi
1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı'na seçildi. 28 Şubat 1973'e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi. 1974 Kıbrıs Harekâtı'nın ardından 13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976'da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanından sonra tekrar cumhurbaşkanlığına seçildi. 22 Nisan 1990'da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995'teki seçimlerde de cumhurbaşkanı seçildi. 2000 yılındaki seçimlerde %43.67 oranında oy aldı ve seçim ikinci tura kaldı; ama ikinci tura kalan diğer aday olan Derviş Eroğlu'nun çekilmesi üzerine seçimden galip olarak çıktı.[5] 2004 yılında BM genel sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Sorunu'nun çözümü için hazırladığı Annan Planı'na karşı çıktı,[6] buna rağmen plan Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edilse de Kıbrıslı Rumların reddetmesi üzerine hayata geçmedi. 17 Nisan 2005'te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Denktaş, 24 Nisan'da görevi Mehmet Ali Talat'a devretti.

Sosyal yaşamı
Politika hayatı yanı sıra, aynı zamanda yazar kimliğiyle de önemli bir şahsiyet olan Rauf Denktaş, 1985'in son aylarından bugüne, Yeni Asya Yayınları arasında çıkan kitapları bulunuyor. Ayrıca Denktaş, çok meraklı bir fotoğrafçı özelliği ile de bilinmekte, fotoğraf makinasını elinden bırakmamaktaydı. Rauf Denktaş, Halkın Sesi gazetesinde yazılar yazmakta ve ART isimli televizyon kanalında Pazartesi günleri Denktaş'ın Gündemi adlı, görüşlerini anlattığı programı sunmaktaydı.

Ayrıca Kurtlar Vadisi dizisinde kendisini canlandırarak konuk oyuncu olarak yer almıştır.

Vefatı

Rauf Denktaş'ın cenazesi, defnedilmeden hemen önce Cumhuriyet Parkı'nda

8 Ocak gecesi organ yetmezliği teşhisi ile Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılan Rauf Denktaş, tedavi gördüğü hastanede 13 Ocak 2012 tarihinde 88 yaşında vefat etti. Vefatının ardından Türkiye ve KKTC'de ulusal yas ilan edildi.[7] 17 Ocak 2012 günü, yapılan devlet töreniyle Lefkoşa'daki Cumhuriyet Parkı'nda defnedildi.

9 Ocak 2015 Cuma

UÇARI BASIN EMEKÇİLERİNİ KUTLADI:



Uçarı, basın emekçilerini kutladı.
Demokratik Sol Parti Kocaeli Kadın Kolları İl Başkanı Meral Uçarı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlarken, AKP hükümetine de eleştiri oklarını gönderdi
DSP Kadın Kolları İl Başkanı Meral Uçarı, “Basın özgürlüğünün olmadığı ülkemizde 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü ülkemizdeki tüm olumsuzluklara rağmen, düşünce özgürlüğüne yapılan bütün tırpanlara rağmen, emekçi basın mensubu arkadaşlarımın daha özgür ortamlarda fikirlerinin saygı göreceği günlerde birlikte olmak dileğiyle Çalışan Gazeteciler Gününü kutlar saygı ve sevgilerimi sunarım” dedi.
“Ana Muhalefet Partisi Lideri CHP Genel Başkanı Sn. Kemal KILIÇDAROĞLU’ na yapılan meczup saldırıyı esefle kınıyorum. Kendilerine geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum” ifadelerine de yer verdiği açıklamasını sürdüren Uçarı, “Terörün dini olmadığı düşüncesiyle Fransa’nın başkenti Paris’te yaşanan hain saldırıyı ‘ama’ sız bir şekilde şiddetle reddediyorum. Hain saldırıda hayatını yitiren emekçi basın mensubu gazetecilere bu özel günde toprağı bol olsun diyorum. Yaralı olarak hayatta kalan diğer Fransız vatandaşlarına acil şifalar dilerim” diye konuştu.
“HUKUKUN IRZINA GEÇMEYİ MÜBAH GÖRÜYORLAR”
İl Kültür ve Turizm Müdürü Adnan Zamburkan’ın yeniden görevden alınması konusuna değinen DSP Kadın Kolları İl Başkanı Uçarı açıklamasını şöyle sürdürdü: “AKP İktidarının yerel yandaşlarının çıkarlarına taş koyan ZAMBURKAN’ ın mahkeme kararlarına rağmen 3. Kez görevden alınmasını manidar buluyor ve kınıyoruz. Bir iktidarın bir bürokratla bu kadar uğraştığını ilk kez görmekteyiz. Yürütmeyi durdurma kararı halen devam ederken ortada bir yargı kararı varken kendi istekleri doğrultusunda görevden alma işlemi yapmışlardır. Şimdi soruyorum; Sn. Adnan ZAMBURKAN AKP iktidarının hangi çıkarları doğrultusunda hangi işlerine taş koymuştur da bu kadar uğraşmaktasınız. Adnan ZAMBURKAN ilimizde yaptıkları ortada olup çalışmaları gözler önündedir. Yürütmeyi durdurma kararının Danıştay tarafından onaylanmasına rağmen ikinci yürütmeyi durdurma kararı varken; AKP iktidarı işlerine gelince hukuka saygı diyerek hukuku savunmakta, işlerine gelmeyince de hukukun ırzına geçmeyi mübah görmektedir”
“HALKIN HÜKÜMETE GÜVENİ SARSILDI”
Merhum Bülent Ecevit örneğini veren Uçarı, “57. hükümet döneminde ilimizde başka bir siyasi görüşten olan bir bürokratla ilgili olarak ilimizden bir heyet zamanın başbakanı Rahmetli Genel Başkanımız ECEVİT’ e giderler ve bu bürokratın yerine partili bir bürokratın atamasını isterler. Sn.ECEVİT ilimizden giden heyete bürokratın iyisi kötüsü olmaz; bürokratın namuslusu ve namussuzu olur diyerek, bu bürokratın namusuyla işini yaptığını söyler ve atama işini red eder. İşte devlet adamlığı ve devlet ciddiyeti budur. Devlet adamlığı ve devlet ciddiyetiyle uyuşmayan, hukuku hiçe sayan bu tür davranışlar gerek ilgili kuruma, gerek ilgili kurum personelinin psikolojisine zarar vermekte ve halkın hükümete karşı olan güvenini sarsmaktadır.

AKP iktidarı hukukun üstünlüğünü ve yargı kararlarını hiçe saymaktan imtina etmemekte bir gün hukukun kendilerine de gerekli olacağının farkına varmadırlar. İlimizde hem Sn. ZAMBURKAN ve hem de Dubai Port Limanı ile ilgili yürütmeyi durdurma kararlarını hiçe saymaktadırlar. Yürütmeyi durdurma kararları yapılan işlemin hukuka uygun olmadığı yönünde verilen kararlardır. Ancak hükümet yargının yapılan uygulamaların hukuka uygun olmadığının söylenmesine rağmen benim hukukuma uygun diyerek hareket etmektedir” ifadelerini kullandı.

3 Ocak 2015 Cumartesi

MEVLİD KANDİLİ


Bu gün yüce peygamberimiz Hz.Muhammed'in dünyayı şereflendirdiği gün olan Mevlid Kandilini kutluyoruz.Tüm İslam aleminde ve ülkemizde özlenen sevgi,saygı,barış,hoşgörü ve iyi niyet anlayışının ön plana çıkması dileklerimle müslüman kardeşlerimizin Mevlid Kandilini kutlar hayırlara vesile olmasını temenni ederim.
Meral UÇARI

DSP Kocaeli Kadın Kolları İl Başkanı