GÜNCEL&YEMEK

GÜNCEL&YEMEK
KÖŞEM

HAKKIMDA

Fotoğrafım
KÖRFEZ/KOCAELİ, MARMARA BÖLGESİ, Türkiye
1964'DE İZMİT'TE DOĞDU.LİSE TAHSİLİNİ İZMİT'TE TAMAMLADI.1984 SENESİNDE EVLENEREK İSTANBUL'A YERLEŞTİ.1986 ve 1988 DE MELİKE VE MERVE DOĞDU.KIZLARI KÜÇÜKKEN ÜNİVERSİTEYİ SOSYOLOJİ EĞİTİMİ ALARAK TAMAMLADI.HALEN İŞLETME OKUMAKTADIR.ÜSKÜDAR,KADIKÖY,KOCAELİ HALK EVLERİNDEN MEFRUŞAT,MİNYATÜR,TAKI TASARIMI,KUMAŞ BOYAMA,GÜMÜŞ KABARTMA ÇALIŞMASI,TAHTA BOYAMA,İNGİLİZCE,BİLGİSAYAR,TÜRK VE OSMANLI MUTFAĞI BÖLÜMLERİNDEN SERTİFİKALAR ALDI.26 YIL SONRA KOCAELİ'NE GERİ DÖNDÜ.BİRÇOK DERGİ VE GAZETELERDE YEMEK REÇETELERİ YAYINLANDI.YEREL KANALDA YEMEK PROGRAMI YAPTI.HALANIN YERİ TÜRK LOKANTASININ KURUCULARINDANDIR.İSTANBUL'DAKİ POLİTİKA ÇALIŞMALARINA KOCAELİ'DE DEVAM ETTİ.DSP'DE İKİ DÖNEM İL BAŞKAN YARDIMCILIĞI,İL VE KURULTAY DELEGELİĞİ,2014 GEBZE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLIĞI,KADIN KOLLARI İL BAŞKANLIĞI, 25.VE 26.DÖNEM DSP KOCAELİ 1.SIRA MİLLETVEKİLİ ADAYI, DSP KADIN KOLLARI GENEL BAŞKANI OLDU.MART 2016 TARİHİNDE GÖREVİNDEN VE PARTİSİNDEN İSTİFA ETTİ.THÖKELİ İMRE & ZİRİNYİ İLONA MACAR DOSTLUK DERNEĞİ BAŞKANI.ADD KOCAELİ ŞUBESİ 2. BAŞKANI.HALEN KÖRFEZ İLÇESİNDE İKAMET ETMEKTEDİR.

ÖNSÖZ

MERHABA; SEVGİLİ YEMEK DOSTLARI!
YEMEK YAPMAK BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ VE ZEVKLİ BİR UĞRAŞ.TÜRK MUTFAĞININ MUAZZAM BİR MUTFAK OLDUĞUNA İNANANLARDANIM.ASLINI KORUMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR VE SAVUNUYORUM.DÜNYA MUTFAKLARINI DA BEĞENİYORUM ANCAK ÇOK PRATİK VE UYDURMA REÇETELERE KARŞIYIM.AİLEM SON DERECE FARKLI COĞRAFYALARDAN GELİYOR.BU YÜZDEN FARKLI YÖRELERİN BİR ÇOK YEMEĞİNİ EVİMDE PİŞİRİRİM.BABAM TOKATLI,ANNEM İSTANBULLU.ANNEMİN KÖKENİ EDİRNE,BEN İSE DOĞMA BÜYÜME İZMİTLİYİM. 26 YIL EVLİ OLDUĞUM YILLARDA İSTANBUL'DA İKAMET ETTİM.ESKİ EŞİM URFALIYDI.RAHMETLİ BABAM ASKER OLDUĞU İÇİN 35 YIL TÜRKİYE 'NİN FARKLI BÖLGELERİ VE FARKLI İLLERİNDE AİLEM İKAMET ETMİŞ.KONYA,ERZURUM,ANKARA,İZMİR,KAYSERİ,ESKİŞEHİR,İSTANBUL DOLAYISIYLA RAHMETLİ ANNECİĞİM HER İLDE BİR ÇOK YEMEK REÇETESİ ÖĞRENMİŞ VE BİZİM EVİMİZDE UYGULAMIŞTIR.EVLİLİK HAYATIMDA DA GÜNEYDOĞU YÖRESİ VE URFA MUTFAĞINI YAKINDAN ÖĞRENDİM.
YILLARDAN BERİ DERLEDİĞİM GELENEKSEL DAMAK ZEVKLERİMİZİ ,DÜNYA MUTFAKLARINI VE SON YILLARDA İNTERNET VASITASIYLA ÖĞRENDİĞİM REÇETELERİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM.YEMEK SANATINA DAİR EDİNDİĞİM BİLGİLERİ SİZLERLE PAYLAŞMAKTAN BÜYÜK ZEVK DUYACAĞIM.AYRICA BLOĞUMDA GÜNCEL KONULARLA İLGİLİ YAZILARIMI DA PAYLAŞACAĞIM.
SEVGİ VE MUHABBETLE KALINIZ EFENDİM.
16 05 2007
DİNİ BİLGİLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DİNİ BİLGİLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2016 Çarşamba

KALBİNİZDE NE VARSA,ALLAH HAYATINIZA ONU GETİRSİN.


*EMİN OLUNUZ Kİ BU DUA SİZİ KURTULUŞA GÖTÜRÜR !
SEVGİLİ DOSTLARIM .
BU DUA BİRAZ HIZLI TECELLİ EDER !!
ÇÜNKÜ LA İLAHE İLLALLAH İLE BİRLİKTE
ESMA ÜL HÜSNALAR
VE ONUN KUVVE'LERİ AKTİFTİR.
VE DUA POZİTİF DUADIR !
VE BİZ MANTIĞI İLE HAREKET EDİLMİŞTİR .
VE İSTEMEK YERİNE YOL GÖSTER / YARDIM ET DENİLMİŞTİR
VE TIPKI KEHF SURESİ 10. AYETTE GÖSTERİLDİĞİ GİBİDİR .
VE BU DUA UNZURNA EMRİNE UYULARAK YAZILMIŞTIR .
SADECE YAPMANIZ GEREKEN BU DUAYI AŞAĞIDA YAZILDIĞI GİBİ OKUMAKTIR . !
VE NE KADAR HIZLI ÇALIŞTIĞINI GÖRMEKTİR .
BAZILARIMIZIN DUASI AN'DA KABUL OLUR . . .
İŞTE BU DUA DA ONLARA BİR ÖRNEKTİR
**ALLAH'IM
BİZLERİ YARATTIN .
MUHAKKAK Kİ BİZLER BU DÜNYADA GÖREVLİYİZ...
VE BU GÖREVİMİZİN DE HALİFELİK OLDUĞUNU BİRBİRİMİZE HATIRLATMALIYIZ.
NASIL Kİ TEK1 DUA İLE DAHİ HERŞEY ÖNÜMÜZE SERİLİYOR İSE
BİZLER DE TEK1 DUA İLE TÜM DÜNYADA VE ARDINDAN DA TÜM KAİNATTA DÜZENİ SAĞLAYABİLİRİZ.
BU DÜZENİ YENİDEN İNŞA ETMEK İÇİN SENDEN YARDIM İSTİYORUZ
BİZLERE YOL GÖSTER
BİZLERE YARDIM ET
BİZLERİ KORU VE BİRBİRİMİZİ KORUMAMIZ İÇİN YARDIM ET
BİZLERİN SAĞLIĞINI BOZANLARIN ÖNÜNÜ KESMEMİZ İÇİN BİZE YARDIM ET VE YOL GÖSTER
BİZLERİN BU DÜNYADA BARIŞI SAĞLAMALARI İÇİN BİZE GÜÇ VER
BİZLERİN BU DÜNYADAKİ GÖREVİNİN HALİFELİK OLDUĞUNU YENİDEN HATIRLAMAMIZI SAĞLA
BİZLERİN BU DÜNYAYI YENİDEN MAMUR ETMESİ İÇİN YARDIM ET
BİZLERE GÜÇ VE KUDRET VER
BİZLERİN TEK1 DUASINI DAHİ GERİ ÇEVİRMEDİĞİNİ BİLİYORUZ.
BİZLER DERİZ Kİ . !!! İYYAKE NABUDU VE İYYAKE NESTAIN ( YALNIZ SENDEN YARDIM DİLER VE YALNIZ SANA İBADET EDERİZ )
BİZLERİ DOĞRU YOLA İLET .
BİZLER BU DÜNYADA BOZGUNCULUK ÇIKARANLARIN DA HİDAYETE ERMESİNİ VE ONLARIN DA DOĞRU YOLU BULMALARINI İSTİYORUZ. KURTULUŞUMUZ ANCAK VE ANCAK TOPYEKÜN SENİN YOLUNDAN GİTMEK İLE OLABİLECEKTİR .
BİZLER BİLİYORUZ Kİ SEN BİZİ HER ZAMAN KORUR VE BİZİ GÖZETİRSİN . RAİNA DEMEYİZ. UNZURNA DERİZ . .
BİZLER BİLİYORUZ Kİ KUN FE YEKUN DERSİN VE OLUR .
BİZLER TÜM KALBİMİZ İLE TOPLANDIK .
BU TOPLANAN YÜZLERCE KALABALIK İNSAN HALİFELER SENDEN YARDIM İSTİYOR .
BİZİ KORU .
BİZE YOL GÖSTER .
BİZİ GÖZET HER ZAMAN .
DURSUN BU HAKSIZLIKLAR VE ŞİDDET .
DURSUN BU BOZGUNCULAR .
DURSUN BU AĞLAYAN GÖZLERİN MÜSEBBİPLERİ
DURSUN BU AÇLIK VE SEFALET ÜRETEN GÜÇLER
DURSUN BU HASTALIK ÜRETEN GÜÇLER
DURSUN BU KAOS ÜRETİCİLERİ
BİZLERİ EL- BÂSIT isminle insanlara faydalı kıl,
BİZLERE EL- CÂMÎ isminle müslümanları toparlayan, onlara kol kanat geren bir kişilik kazandır,
BİZLERİ EL- CEBBAR isminle de çevresine iyiliği emreden, kötülüğü nehyeden, adalet uygulayan, daima onların yararına çalışan ve çalıştıran biri kıl, istesem de bana günah işleri yaptırma,
BİZLERE EL- GAFÛR isminle öfkeyi yutmayı, kusurları bağışlamayı nasip et,
BİZLERİ EL- GANİYY isminle hayırlı bir zenginlikle birlikte zühd ve takva sahibi olmayı nasip et,
BİZLERİ El-Vâlî ESMAN İLE Sözümüzün tesirli olmasını sağla ,
BİZLERİ EL- KAYYÛM isminle BİZLERİ de çevremde idareci ve önder kıl,
BİZLERE EL- MUKÎT isminle bana da yetecek ve hesabını vereceğim kadar helal rızık ver,
BİZLERE EL- MUKTEDİR isminle BİZLERE zayıflara yardımcı olabilecek güç ver,
BİZLERİN EN- NÛR isminle benim kalbimi kusurlarla, günahlarla kirletme, hayırla aydınlat ve beni de mahşerde ve sıratta nurları önlerinde giden ve yol gösterenlerden kıl,
BİZLERİN ER - REZZAK ismin ile rızkımızı artır
VE BİZLERİ DE El-Muğnî: Herşeyi yeterince veren, dilediğini zengin eden ismin ile BİZLERİ de ZENGİN KULLARIN ARASINA AL
ALLAH'IM
BU GECEDE SANA ÇEVRİLEN ELLERİ VE KALPLERİ KABUL EYLE İNŞAALLAH
***
Bismillahirrahmanirrahim
La ilahe illallahül Hayyül Kayyüm
La ilahe illallahül Bakiddeyyum
La ilahe illallahü Vahdehü La Şerike Leh
La ilahe illallahül Evvel’ül Ahir
La ilahe illallahül Zahir’ül Batın
La ilahe illallahül Aziz’ül Cebbar
La ilahe illallahül Hakim’ül Ğaffar
La ilahe illallahü’s-Semi’ül Basiyr
La ilahe illallahül Latiyf’ül Habir
La ilahe illallahül Halim’ül Aliym
La ilahe illallahül Vehhab’ül Kadir
La ilahe illallahül Ğafür’üş-Şekür
La ilahe illallahül Cevad’ül Kerim
La ilahe illallahül Berr’ür-Rahim
La ilahe illallahül Aziz’ül Hakim
La ilahe illallahül Hafiz’ür-Râfi’
La ilahe illallahül Hafiz’ül Muğni
La ilahe illallahül Kerim’ül Mû’ti
La ilahe illallahül Kaimü’z-Zekiyy
La ilahe illallahül Aliyyü’l-Bahiyy
La ilahe illallahü’ş-Şehidü’r-Rakib
La ilahe illallahül Karib’ül Mücib
La ilahe illallahül Fettah’ül Alim
La ilahe illallahül Vekilü’r-Rezzak
La ilahe illallahül Mütekebbir’ül Halık
La ilahe illallahül Evvelü min Aded
La ilahe illallahül Baki bi ğayri Meded
La ilahe illallahül Vedüd’ül Mecid
La ilahe illallahül Mübdi’ül Muid
La ilahe illallahül Fe’alü Lima Yürid
La ilahe illallahül Melik’ül Varis
La ilahe illallahül Bakilvais
La ilahe illallahül Beri’ül Musavvir
La ilahe illallahül Latifül Müdebbir
La ilahe illallahü’s-Seyidü’d-Deyyan
La ilahe illallahül Hannan’ül Mennan
La ilahe illallahü Zül Fazli Vel İhsan
La ilahe illallahül Hadil Kaviyy
La ilahe illallahü Zül ahdil Vefiyy
La ilahe illallahül Hakk’ul Mübin
La ilahe illallahül Kebirü Zül in’ami vel İhsani vel Celal
La ilahe illallahü’t-Tevvab’ül-Mui
La ilahe illallahü Zül Keremi vel İfdal
La ilahe illallahül Ferdü’s-Samed
La ilahe illallahü leyse lehü Sahibetüvvela veled
La ilahe illallahül Bâsitü’l-Bedi’
La ilahe illallahü Zül Hisabi’s-Seri’
La ilahe illallahül Vâsiü Zül İhsan
La ilahe illallahü’s-Selam’ül Mü’miyn
La ilahe illallahül Kefil’ül Müheymin
La ilahe illallahül Hakim’ül Keriym
*****
La ilahe illallahü Rabbü’s-Semavati vel ardi ve rabbül arşil azimi ve
sallallahü alâ Seyyidinâ ve Nebiyyine muhammedin ve alihi ve
sahbihi ecmain. Bi rahmetike ya Erhamerrahimiyn.
* * *
İNNA FETAHNA LEKE FETHAN MÜBİNA SIRRI.
SELAMUN KAVLEN MİN RABBİN RAHİM .
ALLAH'IM
DUALARIMIZI KABUL EYLE VE BİZLERİ DOĞRU YOLA İLET

AMİN**

3 Ocak 2015 Cumartesi

MEVLİD KANDİLİ


Bu gün yüce peygamberimiz Hz.Muhammed'in dünyayı şereflendirdiği gün olan Mevlid Kandilini kutluyoruz.Tüm İslam aleminde ve ülkemizde özlenen sevgi,saygı,barış,hoşgörü ve iyi niyet anlayışının ön plana çıkması dileklerimle müslüman kardeşlerimizin Mevlid Kandilini kutlar hayırlara vesile olmasını temenni ederim.
Meral UÇARI

DSP Kocaeli Kadın Kolları İl Başkanı

9 Mart 2014 Pazar

GAVS-UL AZAM ŞEYH SEYYİD ABDÜLKADİR GEYLANİ (kuddisiye sırra hu)


* Gavzul Azam Şeyh Seyyid Abdulkadir Geylani (kuddise SırraHu)

Büyük islam âlimlerinden, evliyanın en meşhurlarındandır.
Künyesi Ebû Muhammed'dir. Gavs'ül A'zam- Muhyiddin, Kukb-i Rabbâni, Sultanı Evliya, Kutb-i a'zam, Bâz-ül Eşheb gibi lakapları vardı.
470(m-1077) yılında İran'ın Geylan şehrinde doğdu. Bu sebeple de Geylani denilmiştir.
561(m-1166) yılında Bağdat'ta vefat etti. Türbesi Bağdat'tadır.
Babası Hz. Hasan'ın (ra), Annesi Hz. Hüseyin'in (ra) soyundandır.
Babası ve annesi Peygamberimiz (sallAllahu aleyhi vessellem) Efendimizin soyundan olduğu için hem şerif hem de seyyiddir.


ŞEYH SEYYİD ABDÜLKADİR GEYLANI HAZRETLERİNİN BABA TARAFI SOY ŞECERESİ
1 Hz İmamı Ali [Necef] H40 M660
2 Oğlu Seyyıd İmamı Hasan [Medine] H50 M670
3 Oğlu Şerif Hasanül Müsenna (Şeyh Hasan Şazili ceddi)
4 Oğlu Şerif Abdullah Muhid
5 Oğlu Şerıf Musa El Cevni
6 Oğlu Şerif Abdullah Sani
7 Oğlu Şerif Musa Sani
8 Oğlu Şerif Davud
9 Oğlu Şerif Muhammed
10 Oğlu Şerif Yahya
11 Oğlu Şerif Ebu Salih Cengi
12 Oğlu Şerif Abdülkadir Geylani [Bağdat] (Kadriyye Tarikatı Piri) H561 M1165
ŞEYH SEYYID ABDÜLKADİR GEZLANİ HZ.LERİNİN ANNE TARAFI SOY ŞECERESİ

1 Hz İmamı Ali [Necef] radiyAllahu anh H40 M660
2 Oğlu Seyyid İmam ı Hüseyin [Kerbela] H61 M680
3 Oğlu Seyyıd İmam-ı Zeynelabidin [Medine] H94 M712
4 Oğlu Seyyıd İmam-ı Muhammed Bakır [Medine] H113 M731
5 Oğlu Seyyıd İmam-ı Ca’fer-i Sadık [Medine] H148 M765
6 Oğlu Seyyid İmam-ı Musa-i Kazım [Bağdat] H183 M799
7 Oğlu Seyyid İmam-ı Ali Rıza [Meşhed] H203 M818
8 Oğlu Şeyh Seyyıd Ca’fer-i Sani
9 Oğlu Şeyh Seyyid Musa
10 Oğlu Şeyh Seyyid Kemaleddin
11 Oğlu Şeyh Seyyid Abdullah
12 Oğlu Şeyh Seyyid Mahmud
13 Oğlu Şeyh Seyyıd Cemaleddin
14 Oğlu Şeyh Şeyyid Abdullah
15 Kızı Seyyide Fatıma
16 Oğlu Şeyh Seyyid Abdülkadir Geylani [Bağdat] (Kadriyye Tarikatı Piri) H561 M1165
Babası ve annesi evliya idiler. Abdulkadir Geylani fıkıh ve hadis ilimlerinde müctehid idi. Tasavvufda ise çok yüksek bir evliya ve mürşidi kâmillerin en başta gelenlerindendir.

Seyyid Abdulkâdir Geylani (ks) hazretleri önce doğduğu yerde ilim öğrenmeye başladı, küçük yaşda Kur'an-ı Kerimi ezberledi. Daha sonra Bağdat'a gidip zamanın meşhur âlimlerinden ilim tahsil etti.

Bebekken ramazanda annesini emmeyen Seyyid Abdulkadir Geylani (kuddise sirraHu) hazretleri Bağdata ilim tahsiline gidişini şöyle anlatır. Küçük idim, Arefe günü çift sürmek için tarlaya gittim. Tarlada öküz dile geldi, "Sen bunun için yaratılmadın ve bununla emrolunmadın" dedi. Eve geldim, durumu anneme anlattım. Babamdan miras olarak kalan kırk altını koltuğuma dikti ve beni Bağdat'a ilim öğrenmem için gönderdi. Giderken eşkıyalar yolda bizi çevirdi, bana senin neyin var dediler. Ben de; "kırk altınım var" dedim önce inanmadılar, sonra üzerimi aradılar, altınları bulunca: "Neden söyledin? sorularına, "Anneme yalan söylemiyeceğime söz verdim" deyince, eşkiyanın reisi "Bu kadar senedir ben, beni yaratıp yetiştiren Rabbime verdiğim söze ihânet ediyorum" dedi ve orada hepside tevbe etti. İlk olarak elimde tevbe eden bu altmış kişi oldu.

Bağdat'ta çok ünlü hocalardan hadis, fıkıh ve tasavvuf dersleri aldı ve çok iyi yetişti. Daha sonra ders ve va'z vermeye başladı. Sohbetleri Bağdat'ta çok ilgi gördü ve herkes O'nu dinlemeye geliyordu. Daha sonra va'zı bırakıp inzivaya çekildi. Yirmibeş yıl Bağdat'ın Kerh harabelerinde dolaştı. Bu arada Kur'an okuyor, oruç tutuyor nefsini terbiye için çoğu zaman aç kalıyordu. Bu süre içerisinde birçok kez Hızır (aleyhisselam) ile görüştü. Tekrar Va'z ve sohbetlerine başladı. Hem va'z ediyor, hem öğrenci yetiştiriyor hemde cuma ve cumartesi sabahları, salı günüde akşamları olmak üzere haftada üç gün âlimlerle sohbet ediyordu. Talebelerden ve âlimlerden gelen bütün sorulara kızmadan cevap veriyor ve onların iyi yetişmeleri için aşırı gayret sarfediyordu. Evinden misâfiri hiç eksik olmuyor, fakirlere elinden geldiğince yardım ediyordu. O'nu görüp sohbetini dinleyenler "Bundan daha lütufkar kimse olmaz" diyorlardı.

Fıkıh ve Hadis ilimlerinde müctehiddi. Önce Şâfi mezhebinde olduğu halde, Hanbeli mezhebinin ortadan kalkmakta olduğunu görerek Hanbeli mezhebine geçti ve onu ayağa kaldırdı. Tasavvuf "Bir müslümanın İslam ahlakı ile ahlaklanması için lazım olan bilgileri ve yolları öğreten ilimdir. Diye tarif etti. "Çok iyi öğrendiği tasavvuf bilgisi ile cehrî zikirle Hz. Ali (kv)'den gelen kolu genişleterek KADİRİ Tarikatı adını verdi. Oniki imamların ve evliyaullahın büyük çoğunluğunun yolu olduğu için İmâmı Rabbâni (ks) Hazreti bu yola "Nübüvvet Yolu" demiştir.


Yaşadığı dönemdeki bütün tarikatların mürşidliğini yaptı. Hâfi ve Cehrî zikir çeken bütün tarikat mürşidleri O'ndan feyz aldı. İmamı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: "Abdulkâdir Geylâni Vilayet-i Muhammediyyenin son noktasına ulaşmıştır. Bu ümmetde keramet ençok onda görülmüştür. Abdulkâdir Geylâni (ks) Hazretlerini kendi yazdıkları dışında hakkında çok sayıda kitap yazmış olup kendi eserlerinden kaynak kitap olarak istifade edilmektedir. Tasavvufun önde gidenlerine göre: "O, Sıddîkların imamı, ariflerin hücceti, marifetin ruhudur. Evliyanın en büyüğüdür. "Gavsu-I Azam" olarak da bilinen Abdulkâdir Geylani (ks) Hazretlerinin "Fethü'r-Rabbani" isimli eserinden aldığımız bazı öğütleri. Şeriatın ahkamı ve ilmi ile amel et. Onun emrinden dışarı çıkma. Allah ile arandaki ahdi unutma. Nefsine, hevai arzularına şeytanına, meşru olmayan duygularına ve dünyaya karşı cihad aç. Onların kötülüklerini bertaraf edebilmek için kendileriyle savaş. İzzet ve Celâl sahibi Allahın yardımından asla ümit kesme. Günahlar küfrün habercileri elçileridir. Nitekim sıtmada ölümün habercisi ve elçisidir.

13 Aralık 2013 Cuma

HAVAS VE LEDÜN İLMİ NEDİR?

HAVAS VE LEDÜN İLMİ NEDİR?


 Bilki Hak Sübhanehü Teâlâ her şeyi yarattıktan sonra sırrı Rabbaniden olan harf ilmini, Esmanın ve eşyanın ilmini Hz. Âdem’e (aleyhisselam) öğretmiş ve buyurmuştur ki; “Âdeme bütün Esma ve eşyanın ismini öğretti” (Bakara 31) Hak Teâlâ bütün varlıklara bu sırrı yerleştirmiştir. Kâinatta hiçbir varlık Esmaların ve harflerin emrinden dışarı çıkamaz. Bu harf ve Esmalara Havas ilminin inceliklerini ve esrarını koymuştur. Allah’u Teâlâ bu ilmi Âdem’e (aleyhisselam) öğretmiştir. Meleklere ise öğretmemiştir. Onun için yeryüzünde Âdem’i (aleyhisselam) hilafete ve vekilliğe layık görüp Meleklerden üstün kılmıştır. Bu ilmi Allah’u Teâlâ seçkin kullarına ihsan eder. Havas ilmi Kur’an-ı Kerim de; Musa (aleyhisselam) ve Hızır’ın (aleyhisselam) buluşmasından bahseden: “Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik” (Kehf 65) Belkız’ın tahtını Süleyman’ın (aleyhisselam) veziri tarafından üç aylık bir mesafeden getirildiğini anlatan: “Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.” (Neml 40) Bildirildiği üzere ve Âlimlerin Vehbi ilim, Ledün ilmi dediği ilmin şubelerindendir. Ledün ilmi içinde Esmaların sırrını, kimyanın ve simyanın sırrını, İdris (aleyhisselam) ve Musa’nın (aleyhisselam) kavimlerine verilen Nucum ve sihir ilminin inceliklerini ve daha nice gaygi 72 ilmi içinde barındıran ve ruhun arınmasından sonra Rabbimizin kullarına lütfu ve ihsanı olan ilhami ve Vehbi bir ilimdir. Her ne kadar günümüzde Havas ilmi sihir, büyü, celb vb. Kur’an’ın ve dinin haram kıldığı bir uygulama ile anılıp alanı daraltılsa da hakikatte isminden de anlaşıldığı gibi seçilmişler, ilimde ve tasavvuf yolunda yüksek dereceye ulaşmış olanlar demek olup Rabbimizin Âdem’e (aleyhisselam) öğretmiş olduğu Esma ve eşyanın sır ve hakikatlerini anlamaya ve kişinin imani ve ameli noktada ilerlemeye ve yaratılış gayesi olan kulluğa, Halifeliğe (Ehass-ül Havas) makamına kavuşmaya yardımcı olan üstün bir ilimdir. Esmaların, ayetlerin zahiri ve batini birçok sırrı vardır. Bu bilinen bir şeydir. Nasıl ki Havas ilmi İlmi Ledünün bir parçası ise ve bu ilmi bilene tam anlamıyla Ledün ilmi sahibi denmiyorsa günümüzde de sihir, büyü, celp gibi ilimleri Havas’ın alt basamağı olup bunları uygulayanlara da tam anlamıyla Havas Âlimi denmez. Bunlar Havas ilminin aslı olmadığı gibi bir Havas Âliminin de Allah’u Teâlâ’nın Kur’an da açıkça haram kıldığı bir fiili yapması mümkün değildir. Nitekim zahiri ve batini ilimler de söz sahibi olan âlimlerimizin de bu husustaki açıklamaları bizim sözümüzü doğrular. Huccetül İslam İmamı Gazali Hazretleri “Sultanlar, milletin malını Âlimler ve haydutlardan korudukları gibi Havas da; avamın (dini ilimlerden haberi olmayan cahillerin) inancını sapıkların şerrinden korurlar. Üç çeşit oruç vardır: Birincisi avamın yani cahillerin orucudur. Bunların orucu; yemek, içmek gibi şeylerle bozulur. İkincisi Havasın orucudur. Bunların orucu fıkıh kitaplarında bildirilen şeylerle bozulduğu gibi gıybet (başkasının dedikodusunu yapmak), yalan söylemek, söz taşımak ve harama bakmakla bozulur. Üçüncüsü ise Ehass-ül Havas’ın (Allah’u Teâlâ’ya yakınlık kazananların en halisi olanlar) orucudur. Bunların orucu Allah’u Teâlâ’dan başka bir şeyin kalbe girmesi ile bozulur” Buyurarak bu farkı çok güzel izah etmiştir. Yine bu hususta Zünnüni Mısri Hazretleri de Avam ve Havas’ın arasında ki farkı: “Avamın tövbesi günahtan, Havasın tövbesi gafletten Allah’u Teâlâ’yı bir an unutmaktır” buyurarak dile getirmiştir. Şimdi bu ifadeler de geçen Havas Âliminin özellikleri nerede günümüzde Havas Âliminin ve ilminin, sihir ve büyü gibi şer işlerle uğraşanlara Havas ilmi ve Âlimi denmesi nerede. Melekler ömürleri boyunca ilim öğrenmişler, birçok ilmi hakikatleri bulmuşlar hatta mahlûkatın en Âlimi, mevcudatın en arifi olmuşlardı. Oysaki Hazreti Âdem’in (aleyhisselam) hiçbir ilmi yoktu. Çünkü o ana kadar her hangi bir öğreticiyle karşılaşmamış, ilim tahsil etmemişti. Bu sebeple melekler büyüklük tasladılar, gururlanıp kibirlenerek: “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd ederek daima seni tesbih ve tasdik ediyoruz” (Bakara 30) dediler. Eşyanın hakikatini bildiklerini söylediler. Âdem (aleyhisselam) ise kalbinden bütün mükevvenatı kovmuş bir vaziyette yaratıcısının kapısını çaldı, ondan yardım diledi. Allah’u Teâlâ da Âdem’e (aleyhisselam) bütün isimleri öğretti ve meleklere eşyayı göstererek: “Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi bunların isimlerini bana bildirin” (Bakara 31) dedi. Bunun üzerine meleklerin Âdem’in (aleyhisselam) dereceleri azaldı. Melekler ilimlerinin yetersizliğini fark ettiler. Rablerine: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hakkıyla yapansın” dediler. Allah'u Teâlâ da Âdem (aleyhisselam) ‘e hitaben: “Ey Âdem eşyanın isimlerini meleklere söyle” (Bakara 32-33) dedi. Âdem (aleyhisselam) da ilmin sırlarını ve işin hakikatini onlara anlattı. Bu ayetlerden kısaca anlaşılan şudur ki: kaynağını vahiyden alan gaybi ilmin, çalışılarak kazanılan ilimden daha efdal ve mükemmel olduğudur. Vahiyden hâsıl olan ilme nebevi ilim dendiği gibi Vahyin gölgesi olan ilhamdan beslenen ilmede Ledün ilmi denir. Ledün ilmi gayb lambasından ışıyan latif, saf bir kalbe düşen ışık gibidir ki; Allah'u Teâlâ ile ruh arasında bir vasıta olmaksızın elde edilir. Ledün ilmi Hızır (aleyhisselam )da olduğu gibi nübüvvet ve velayet ehline mahsustur. Allah'u Teâlâ bunu haber vererek: “ Ona tarafımızdan bir ilim öğrettik” (Kefh 65) buyurmaktadır. Rivayet edilir ki Hazreti Ali (radıyallahu anh) şöyle demiştir. “Dilim ağzıma konunca 1.000 tane ilim kapısı açıldı. Her bir kapının da 1.000 tane kapısı vardı” Yine Hazreti Ali (radıyallahu anh) bir başka sözünde: “Benim için bir minder konsa ve ben onun üzerine otursam Tevrat ehline Tevratlarıyla, İncil ehline İncilleriyle, Kur’an ehline Kur’anlarıyla hükmederdim” Hazreti Ali (radıyallahu anh) bir başka sözünde de: “Hazreti Musa (aleyhisselam) zamanından beri Tevrat’ın şerhinin 40 deve yükü olduğu anlatılır. Eğer Allah'u Teâlâ bana izin verseydi sadece Fatiha’nın elifinin şerhi 40 deve yükü olurdu” demişlerdir (Gazali Ledün Risalesi) İşte bu mertebeye insani öğrenimle ulaşmak mümkün değildir. Yalnızca kendisine Ledün ilmi verilenler bu mertebeye ulaşabilirler. Ancak bu ilahi ikrama vasıl olabilmek için yukarıda da dediğimiz gibi vahyin gölgesi olan ve asıl kaynağı nübüvvet olan bu ilmin geçiş kapısı Kur’an’ı ilimleri bilmektir. Nitekim Huccetül İslam İmamı Gazali bu hususta ihyada buyuru ki: “unutmayın ki ilham nurunun sirayetinden ibaret olan Ledün ilmi ruhun arınmasından sonra meydana gelir. Nitekim; “Nefse ve onu düzeltip olgunlaştırana and olsun” (Şems 7) ayeti de buna işaret etmektedir. Ruhun aslına dönüşü ise 3 şeyle olur 1. Bütün ilimleri tahsis etmek, aşk ve şevk ile onlardan bolca nasiplenmiş olmak. 2. Gerçek bir riyazat ve sağlam murakabe ile. Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bu konuda şöyle buyurur. “Kim ilmi ile amel ederse, Allah'u Teâlâ ona bilmediklerini öğretir” yine “Kim Allah'u Teâlâ ya 40 gün ihlaslı bir şekilde kulluk ederse Allah'u Teâlâ hikmet pınarlarını onun kalbinden lisanına akıtır” 3. Tefekkür ile. Çünkü ruh, ilim öğrendikten, riyazatla meşgul olduktan sonra sistemli bir şekilde tefekkür ederse gayb kapısı açılır. Eğer kişi Kur’an’ı ilimleri öğrenmez, nefsiyle mücadele etmezse bu nimetlere ulaşması muhaldir. İnsan yaratılışı gereğince günaha meyilli bir varlıktır. Nitekim ayette: “ Yemin olsun o nefse ve onu düzenleyene ve sonra da ona isyan ve takvayı ilham edene” (Şems 7-9) buyurulur. İşte insanı Allah'u Teâlâ ‘ ya uzaklığı ve yakınlığı veren bu özelliğidir. Onun için kişi nefsiyle mücadele ederek şevk ve azimle ibadet ve taatle hikmet ehlinin, velilerin, Âlimlerin ipine sımsıkı sarılacak ki kurtuluşa ermesi daha yakın olsun. Kur’an’ı Kerim de: “Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesin ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar” (Bakara 269) Ayetin tecellisiyle hayır verilir ve nefis hikmeti öğrendiği anda yumuşar. Rabbin feyzi ve rahmetiyle ruhu ruhlar âlemine iştiyak edip, cismi şehvetlerden vazgeçer. Ulvi ve süfli âlemlerin sırlarına erer. Hakkın isimlerinin, kâinattaki yansımalarına vakıf olur. Doktorların bile aciz kaldıkları hastalıklarda, Esmaların ve ayetlerin sır ve hikmetlerinden faydalanıp insanlara faydalı olur. Rabbim bizi bu hayırları ihlas ettiği kullarından eylesin ÂMİN Ya Mucibu Ya Muin.

3 Aralık 2013 Salı

SEFER AYI


Safer ayında Levhi Mahfuz'dan birinci kat semaya 700.000 bela inmektedir. Bu belalar ve kazalar sene içine yayılmaktadır. Bir daha ki safer ayına kadar bu 700.000 beladan korunmak için, bir takım dualar ve namazlar vardır. Bu dualar ile; üzerine kat'i yazılmış (yani Rabbimizin üzerinde gerçekleşmesine kesin hüküm verdiği kazalar müstesna) kazalardan korunacağı rivayeti vardır. Bu duaları sizinle paylaşacağız inşaallah.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem de vefat etmesine sebep olan hastalığa safer ayında tutulmuştur.
Allahümme barik lena fi şehri safer vahdim lena bissaadeti vezzafer.
"Allah'ım safer ayını hakkımızda hayırlı bereketli eyle.
Bu ayı hayırla zaferle tamamlamayı nasip eyle."
NOT:SAFER AYI KENDİ BAŞINA BİR ŞEY YAPMAYA KADİR DEĞİLDİR DERT DE BELADA MEVLA TEALADAN GELİR. LAKİN MEVLA TEALA BAZI ZAMAN VE MEKANA BİR TAKIM HUSUSİ ÖZELLİKLER VERMEKTEDİR.SAFER AYI DA BUNLARDAN BİRİDİR. İŞTE SAFER AYINDAYIZ DÜKKANLARI KAPATIN
EVLENMEYİN BİR ŞEY YAPMAYIN DEMİYORUZ BÖYLE ANLAŞILMASIN NORMAL YAŞANTIMIZA DEVAM EDELİM. LAKİN NASIL HASTA OLMAMAK İÇİN TEDBİRLER ALIYORSAK BU BELALARIN DEFİ İÇİNDE TEDBİRLER ALALIM..
Davud-u Antaki, "Tezkire" isimli eserinde buyurmuştur ki:
Gökten inen bütün belalar safer ayının son çarşambasında iner. Bundan dolayı o gün insanlar üzerine çok zor gelir. İşte o gün selam ayetlerini okuyan, bir daha seneye kadar selamette olur.

O ayetler de şunlardır:

•          (Enam/54)

•          (Ra’d/24)

•          (Nahl/32)

•          (Meryem/15)

•          (Meryem/33)

•          (Meryem/47)

•          (Taha/47)

•          (Neml/59 )

•          (Kasas/55)

•          (Yasin/58 )

•          (Saffat/79-80-81)

•          (Saffat/110-111)

•          (Saffat/120-121-122)

•          (Saffat/130-131-132)

•          (Saffat/181)

•          (Zümer/73)


•          (Kadir/5)

30 Kasım 2013 Cumartesi

CİNLER


CİNLER
Cinlerin insanlarla birlikte olanlarına “Mir”, (çoğulu ummar,avamir)denir. Çocuklara musallat olanlarına “Ervah”, habis karakterli olanlarına “Şeytan”, üstündekilere “Marid”, daha güçlü olanına “ifrit” (çoğulu afarit) denir. “Hubs” cinlerin erkekleri, “habais” ise dişileridir.
Cinler genellikle harabe ve çöllerde, hamamlarda, hurma öbeklerinde, çöplüklerde, türbe ve mezarlıklarda bulunurlar. Cinler erkeklerden çok kadınlara musallat olurlar. Cin insan suretine büründüğünde uzun sure bu halde kalmaz. Bazen ayrılırlar. Bu ayrılık anlarında kişi gayet sağlıklı dengeli biri gibi görünür. Hiçbir hastalık belirtisi göstermez. Cin varken namazdan, zikirden, Kur’an okunmasından hoşlanmaz. Tuvalette uzun sure kalmayı ve yalnızlığı tercih ederler.
Bizimle aynı mekânı paylaşan cinler, başka bir âlemin yani gayb âleminin varlıklarıdır. Gayb bilinmeyen demektir. Allahû Tealâ her şeyi çift yaratmıştır. Âlemler de karşılıklıdır.
-İçinde yaşadığımız bu âlem Zahirî âlemdir. Karşıtı ise öldükten sonra nefslerimizin yaşadığı Berzah âlemidir.
-Cinlerin yaşadığı Gayb âlemi var. Karşıtı ise onların öldükten sonra nefslerinin yaşadığı Berzah âlemidir.
-Meleklerin yaşadığı Emr âlemi
- Zülmanî âlem
- Bir de yaradılıştan önce var olan yokluk, mekânsızlık âlemi
72/CİN-14: Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).
Muhakkak ki; bizlerden Allah’a teslim olanlar da var, (kalpleri) kasiyet (bağlamış) olanlar da var. Kim (Allah’a) teslim olmayı dilerse, mürşidini arar.
72/CİN-15: Ve emmel kâsitûne fe kânu li cehenneme hatabâ(hataben).
Kasitun olanlara gelince, onlar cehenneme odun oldular.
15/HİCR-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
Cinlerin Yiyecekleri
Abdullah B. Mesud (RA) Allah Resulu’nun (SAV) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
Cinler Peygamber Efendimiz’den azık isteyince “Allah’ın adı anılmış olup elinize gecen her kemik sizin için etten daha boldur. Eti yenilebilir hayvanların tezekleri de binekleriniz için yemdir”
buyurmuştur. Tabii bu yiyecekler mümin cinler için geçerlidir. Kafir cinlere gelince, onlar üzerine Allah adının anılmadığı her şeyi yerler-içerler ve helal görürler.
Şeytan İnsanlaırn Yemeklerini Nasıl Yemez?
Cabir (RA) dedi ki: Allah Resulu’nun şöyle buyurduğunu işittim. “Kişi evine girdiği zaman ve yemeğe oturduğunda Yüce Allah’ın ismini zikrederse şeytan kendi yoldaşlarına şöyle der “Bu gece size bu evde yatak da yok, yemek de yok! Eğer eve girdiğinde Allah’ın adini zikretmezse
şeytan yoldaşlarına şöyle der “Yatacak yeri buldunuz! Yemeğe oturduğunda Allah’ı zikretmezse “Yatağı da buldunuz, yemeği de” der.
ALLAHU TEALA’NIN KUR’AN EMRİ NASILDIR?
- Zuhruf 36- Ve men ya’şu an zikrir rahmâni nukayyıd lehu şeytânen fe huve lehu karîn(karînun).
Kim Rahman’ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz , Buyuruyor. Allah yolunda olan bir kişinin nefsinin kalbi Allah’ı zikrettiği anda aydınlanır. Zikri bıraktığında ise karanlıklar dolar. Ancak zikre bağlı olarak kalıcı nurların miktarı kadar aydınlık kalır. Şeytan tesirlerine devam eder. Bu nedenle Allahu Teala DAIMI ZIKRI Kuran-i Kerimde her kuluna emrederek Farz kılmıştır.
- Müzemmil 8- Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Rabbinin (Allah’ın) ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O’na (Allah’a) dön (ulaş, vasıl ol).
- Ahzab 41- Yâ eyyuhellezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).
Ey amenu olanlar! Allah’ı çok zikirle (Günün Yarısından fazla) zikredin.
- Nisa 103- Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alel mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).
Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken) Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı erkânıyla kılın. Çünkü; namaz, mü’minlerin üzerine, vakitleri belirlenmiş bir farz olmuştur.
Ayetlerde görüldüğü gibi Allahu Telala zikri, çok zikri ve Daimi zikri farz kılmış. Nisa 103′e göre bir insanin bu 3 halin dışında bulunması (Ayakta,otururken ve uyurken) mümkün olmadığı için her halimizde hep Allah’ın adını zikretmemizi emretmiştir. Zikirli iken ne olur? Şeytan asla yanımıza yaklaşamaz ve yoldan çıkaramaz. Kuran ZIKRIN en büyük ibadet olduğunu da söylüyor.
- Ankebut-45 Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).
(Resulum)Sana kitaptan vahyedileni oku, namazı kıl, çünkü namaz kötülükten ve fuhşiyattan meneder ama ALLAH”IN ZİKRİ EN BÜYÜKTÜR. diyor.
En büyük ibadet ZİKİR.
Bu âlemler hangi durumdalar?
Sevgili ziyaretçiler, karışık gibi gözüken bu durum Rabbimizin ilmiyle ve yaradışıyla hayranlık uyandıracak şekildedir. Bu âlemlerin hepsi de iç içe bulunmaktadır. Böyle oldukları halde birbirlerine karışmazlar. Bir âlemden diğerine geçiş söz konusu olabilir. Dünya ilmi buna karadelik ismini vermiştir.
İnsanlar da cinler de dünya adı verilen bu gezegeni beraber paylaşmaktadır.
51/ZARİYAT-49: Ve min kulli şey’in halaknâ zevceynî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Ve Biz, herşeyi iki çift yarattık. Umulur ki; öğüt alıp düşünürsünüz.
Nasıl oluyor da cinler ve insanlar birbirlerini görmüyorlar ?
——————————————————————————–
İnsan Allahû Tealâ’nın katındaki topraktan yaratılarak yeryüzüne indirildi. Cinler ise enerjiden yaratıldılar. Ve cinler de insanlarla birlikte yeryüzüne indirildiler. İnsanlar da cinler de aynı koordinatları paylaşıyorlar. Ama boyutlar, yapılar farklı olduğu için, ne onlar bizi, ne biz onları göremiyoruz. Eğer bir insanın hücresindeki en küçük yapıtaşı olan atoma bakarsak (-) elektrik yüklü olduğunu, bir cinin atom yapısının ise (+) elektrik yüklü olduğunu görürüz. Yani yapılarımız birbirine zıt olarak yaratılmış.
7/A’RAF-27: Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrece ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev’âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealneş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
Ey Âdemoğulları! Şeytan, sizin ebeveyninizi (anne ve babanızı), onların ayıp yerlerinin görünmesi için elbiselerini soyarak, cennetten çıkardığı gibi sakın sizleri de fitneye düşürmesin. Muhakkak ki; o ve onun kabilesi (topluluğu), sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Muhakkak ki; Biz şeytanları mü’min olmayanlara dost kıldık.
Allahû Tealâ diyor ki; Allah her iki doğunun da her iki batının da sahibidir. Bize göre doğu olan cinlerin âleminden bakıldığında batı, bize göre batı olan da cinlere göre doğu olmaktadır.
Cinler insanlarla cinsel temas kurabilirler mi?
——————————————————————————–
İnsan ruh, nefs ve fizik vücuttan yaratılmıştır. İnsan nefsleri ile cinlerin fizik vücutları birbirine çok yakın yaratılmışlardır. Bu nedenle cinler sahip oldukları kişinin vücuduyla cinsel ilişkiye girerler. O kişi böyle bir alışkanlıktan sonra bundan kolay kolay vazgeçemez. Devamlı huzursuzluk içinde olur. Hatta çocuklarının olduklarını iddia edenler bile vardır.
Sevgili ziyaretçiler! Bilinmelidir ki; Allah’ın müsaadesi olmadan şeytan kimseye bir zarar veremez. Allahû Tealâ buna ne zaman müsaade etmez? Akîl-baliğ olan kişi hacet namazı kılarak, Allah’ın tayin ettiği mürşidini Allah’tan sorup da mürşide tâbî olursa, o kişi muhafaza altına alınır ve kurtulur. Kişi şüpheye düşmedikçe durumunu muhafaza eder. Cenneti de hak eder
2/BAKARA-102: Vettebeû mâ tetluş şeyâtînu alâ mulki suleymân(suleymâne), ve mâ kefere suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses sihrâ, ve mâ unzile alel melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût(mârute), ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur, fe yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî beynel mer’i ve zevcih(zevcihî), ve mâ hum bi dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yeteallemûne mâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum, ve le kad alîmû lemeniş terâhu mâ lehu fil âhireti min halâ(halâkın), ve le bi’se mâ şerav bihî enfusehum, lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).
Süleyman’ın mülkü üzerine onlar, şeytanların okuduğu (anlattığı, tilâvet ettiği) şeylere uydular (tâbî oldular). Oysa Süleyman, (sihir yapmadı ve) kâfir olmadı. Fakat şeytanlar, insanlara sihri öğretmekle kâfir oldular. Babil (şehrin)deki iki melek (olan) Harut ve Marut’a indirilen şeyleri (öğretiyorlardı). Oysa onlar: “Biz (im bilgimiz, sizin için) sadece bir fitne, bir imtihandır. Sakın (sihir ilmini öğrenerek) kâfir olmayın.” demedikçe hiç kimseye bunu öğretmezlerdi. O zamanlar (sihir meraklıları ve onu geçim vasıtası yapanlar) o ikisinden erkek (koca) ile karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah’ın izni olmadan onunla (sihirle) hiç kimseye zarar veremezlerdi. Zaten onlar kendilerine fayda verecek şeyleri değil, zarar verecek şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki; onlar onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan (ve onunla çıkar sağlayan) kimse için ahirette bir nasip olmadığını bilirlerdi. Kendi nefslerini, onunla ne kötü bir şeye sattıklarını onlar keşke biliyor olsalardı.
Cinlerin Karı-Kocanın Arasına Girmesi Nasıl Olur
——————————————————————————–
Karı-kocanın arasını açmak şeytanın en beğendiği sanatlardan birisidir. Hic dostu olmaığı
ve insanlarin cogunu da beraberinde cehenneme sürüklemek için zulmü bütün boyutlarıyla kullanabilen azgın bir mahluktur.
İbrahim 22 de : Allah size gerceği vadetti, ben de vadettim. Ama ben sözümden döndüm. Benim sizi küfre zorlayacak bir gücüm yoktu.Ben sizi davet ettim.Siz de benim
davetime kostunuz, O halde beni kınamayın, kendi kendiniszi kınayın, diyor.
Cinlerin tesirinde kıvranan ve şeytana tapanların ne kadar çok oldugunu gördükçe ne kadar da
başarılı olduğunu anlayabiliriz. Büyü yapan sahir, cin seytandan yardim ister ve kadına ya da
kocaya musallat olur. Cinler ekseriyetle bedenin beyin kısmında karar kılarlar. Çünkü oradan diğer uzuvlara kolay etki edebilirler. Hastanın dilinden konuşan bazı cinler, beyinde olduklarını haber verirler. Beyinde olduğu gibi vucudun diğer uzuvlarına girip ağrıya-sancıya sebep olabilirlar. Fakat bu ağrılar cinni oladuğu gibi tibbi de olabilir.
Beyindeki ilgili bölümü tahakkum altına alan cin kadın ile erkeğin yaklaşmasına mani olur. Kadına yapılırsa erkeğe yaklaşamaz ve çok çirkin görür. Erkeğe yapılırsa eşine yaklaşamaz ve çok çirkin görür. Bazen de çirkin bir kadına yapılırsa cinler onu çok güzelmiş gibi gösterirler.
HANGI CINLER BUNLARA SEBEP OLMAKTADIR ?
Bir çok ayette Rabbimiz, insanlarla birlikte cinlere de hitap etmekte ve Ademoğullarına verdigi
emirleri cinlere de vermektedir. Cinler:
72/CİN-14: Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).
Muhakkak ki; bizlerden Allah’a teslim olanlar da var, (kalpleri) kasiyet (bağlamış) olanlar da var. Kim (Allah’a) teslim olmayı dilerse, mürşidini arar.
diyor.
Cinlerin ruhları yok ama onlar da nefsleri ile cihad ediyorlar. Bunun için murşidine tabi oluyorlar. Başlarının üzerine devrin imamının ruhu gelerek koruma altına alınıyorlar. Allah dostu olan cinler var. Böyle bir cini, hiçbir cinci hoca kontrolu altına alamaz. Diğerleri ise iblisin eline geçince “yakarım” tehdidi ile insanların üzerine saldırtıyorlar.
Bir insan etrafında cin olduğunu nasıl anlayabilir?
——————————————————————————–
Eğer kişi kulağının dibinde fısıltı halinde sesler duyuyorsa ve bir tarafa bakarken gözünün yan tarafında gölgeler, karartılar geçtiğini hissediyorsa, o zaman o kişinin yakınında cin var demektir. Eğer cin fizik olarak o kişiye görünüyorsa, o zaman yapması lâzımgelen o cinin ayaklarına bakmaktır. Cinlerin ayakları terstir. Gördüğünüz şeyin ayaklarına baktığınızda onun bir cin olup olmadığını rahatça anlayabilirsiniz.
Cinlerin içinde de Allah dostu olanları vardır. Allah’ın düşmanı olup şeytanın dostu olanlar da. Bu cinlerin hangisi olduğunu bilemeyiz.
REANKARNASYON
Yeniden doğuş iddiasıdır. İnanca göre ruh bir vücutta
yaşar, ölünce başka bir bedene girer ve böylece binlerce kere yaşar. Ruh her seferinde tekamül gösterip kurtulacaktır. Herkes bu afetlerinden kurtulduğunda da kıyamet kopacaktır. Cehennem diye bir şey yoktur. Ruh defalarca dünyaya gelerek sözde adaletsizlikler ortadan kalkacaktır. Mesela hırsızlık afetiniz yok. Kimbilir kaç kere dünyaya geldiniz de bu afetiniz yok oldu. Veya sakat doğan birinin ruhu defalarca dünyaya gelerek düzelecek ve adalet oluşacaktır.
RUHUN DEFALARCA DÜNYAYA GELMESI MÜMKÜN MÜDÜR?
Kuran-i Kerim’e göre insan fizik vucut, nefs ve ruhtan yaratılmıştır.Ruh Allah-u Teala tarafından üfürülmüştür ve 19 tane güzelliğin temsilcisidir. (Secde 9) Nefs de 19 tane afetin sahibidir. Ruh tekamülün en üst noktasında yaratılmıştır ve ahsendir. Oysa nefsimizdeki afetleri yok etmemiz yaşamamızdaki temel unsurlardan birisidir.Onun için ruhun ne başka beden girmesine de tekamül göstermesi mümkün değildir.
ÖLÜMLE NEFS NE OLUR?
Fizik beden ölünce manyetik alan yok olduğu için nefsi kendisine çekerek bedenin içine alamaz.
Nefs cesedin sol tarafında yere paralel yer alır. Sağ tarafında da ruhu yer
alır. Eğer kişi ölmeden önce Allah-u Teala’nın emrini yerine getirerek ruhunu ulaştırmışsa Azrail A.S. Rabbimizin katından ruhu getirerek sağ tarafta yerini alır. Kişi ölmeden önce ulaştırmamışsa bedende olduğu için ve manyetik alan yok olduğu için otomatik olarak sağda yerini alır. Bütün olaylara şahitlik ettiği için. Kişi yaşarken hata yaptığında ruh bedeni terkeder. Nefs devreden çıktığında tekrar bedene girer. Bütün hataları yaptıran nefstir. Kabir azabından sonra 40 günlük bir süre sonunda nefs Berzah Alemine gider. Bütün ölenlerin nefsleri orada yaşamaya devam etmektedir.
KIYAMET GÜNÜ NEFS NE OLUR?
Kıyamet günu herkesin nefsi, Rabbimiz tarafından cennet ve cehennem
standartlarına göre yeniden yaratılacak olan bedenle birleşecektir. Ruh , ölmeden önce Rabbimize ulaştırılmakla emrolunmuştur. (Fecr-28,Rad 21) Onun için kıyametten sonra yeni bedenle birleşecek olan ve hesap verecek olan nefstir. Tekvir7- de Nefsler (Fizik vücutla) birleştiği zaman diyor. Herkes, kendi hayat filmlerinin muhtevasını görmek üzere mahşer yerinde toplanacaktır. Reenkarnasyoncuların dediği gibi ruhlar yani nefsler tekrar tekrar doğmuş olsaydı kıyamet günü nefslerin sayısı az gelecek ve bedenler kavga edecekti, benim nefsim diye. Oysa Allahu Teala adaletin sahibidir.
İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ DEFALARCA DOĞMAK VAR MIDIR?
Bu dünya hayatinda doğum ve ölüm bir defadır. Kuran’a göre
sonrakiler dirilmedir. Oysa reenkarnasyon inancında sonraki dünyaya gelişler
yeniden doğmadır.
Mumin 11- de Rabbimiz bizi iki defa oldurdu ve iki defa diriltti,
denilmektedir.
Bakara 28- de de Allah’i nasil inkar edersiniz ki siz olu idiniz .O sizleri diriltti. Sonra öldürülecek ve O’na döndürüleceksiniz, denilmektedir.
Öldükten sonra kıyamet günü dirilmek, tekrar ölüm ve sonra yeni enerji bedenle tekrar diriltilmek sözkonusu cennet ve cehennem hayatı için. 2 defa ölüm ve 2 defa
dirilmek. 2 defa doğmak sözkonusu değil. Reenkarnasyonun, yukarıdaki ayetlere
dayandırılarak açıklanması da bu nedenle mümkün değildir.
İNSANLARIN GEÇMİŞTEN HABER VERMELERİ YENiDEN DOĞUŞ GÖRÜŞÜNÜ DOĞRULAR MI?
Bazı insanlarin asırlar oncesine varan olayları tüm ayrıntıları, kişileri ve tarihleri ile beraber anlattıklarına şahit oluruz. Araştırıldığında doğru oldukları da gözlemlenmiştir. Burada şeytan ve dostları devreye girmektedir. Cinler cok uzun süre yaşadıkları için bedenine girdiği kişiye asırlar öncesinden yaşadığı olayları söyletebilmektedir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) devrinde yaşayan cinlerin halen yaşadigi bilinmektedir.
CİNLERLE GEÇMİŞTE YAŞANMIŞ OLAYLARIN BİR İLGİSİ VAR MIDIR?
Geçmişten haber veren veya hiç öğrenmedigi başka bir lisanla aniden konuşmaya başlayan kişi bir cin olayıyla karşı karşıyadır. Yalniz zulmani (sufli) cinler
insanların bedenlerine girerek nefs vasıtasıyla onlara hümetmeyi, şeytandan aldıkları emirleri ona yaptırmayı marifet zannederler. Cinler bu gözlerle görülmedikleri için sadece yaşayan kişi bunu hisseder. Çocuğuna işkence eden, karısını ve çocuklarını
gözünü kırpmadan öldüren kişi için “cinnet geçiren” ifadesini kullanırız. Gerçekten, bedene hükmeden cinin o kişiye şeytanın emirlerini aynen yaptırtmasından başka bir şey değildir. Ancak bu durumu fiziksel ve psikolojik nedenlere bağlı depresyonla karıştırmamak gerekir. Bunlar da tıbbi tedavi gerektiren durumlardır.
MEDYUMLARIN GÖSTERİLERİNDEKİ GERÇEK NEDİR?
Medyumlar bir güç gösterisi yapacakları zaman şeytanın emrinde olan ve kendisine de bağlayarak, tehdit ederek hizmet veren cinden yardım alır. Cinler bir beden ve bir nefsten yaratılmıştır. Medyum tesiri altına alacağı kişinin alnının ortasından tesir etmek ister. Çünkü nefs manevi kordon ile alından bedene bağlıdır ve sonsuza kadar uzanabilir. Cinler de nefse hükmettikleri için kişinin nefsini kontrol altına alırlar. Aklın kumandanı artık nefstedir. Nefs 3 halde vücudu terkeder. Ölüm, bayılma ve uyku. Vücudun elektron devir sayısı, nefsin bedeninin elektron devir sayısına düşüp de eşit olduğunda ve alt seviyeye geldiğinde otomatik olarak vücudu
terkeder. Her gece uykuyla bu olayı yaşarız. Medyum bunu negatif enerji ile yapar. Artik nefs görünmeyen cinin elindedir. Bedeni, cin kontrol altında tuttuğu için ona ne söyletmek ve yaptırtmak isterse onu yaptırır. Nefs bedenden ayrılmadan o noktada da istediklerini ona yaptırma gücünü kendinde görür.
GÖRSEL MEDYADA GÖRÜLENLER DE CİNLERLE Mİ İLGİLİDİR?
Evet. Bir medyumun elindeki kağıt kıvrılmakta, para hareket etmekte,
insanlar ileri-geri hareket etmekte, bir evin içinde esyalar hareket
etmekte ve birden alevler oluşmaktadır. Bütün olayların arkasında cinlerden
yardım almak sözkonusudur. Biyoenerji adı altında insanların bedenlerine
yaptırılan hareketlerin esasında da cinlerin ve şeytanın negatif enerjisinden
yardım almak vardır. Bedendeki hastalıkların teşhisinde de medyum ciniyle
kurduğu irtibat neticesinde haber verir. Biyoenerji denilen şey Rabbani
değildir. Allahu Teala’nın enerjisi her zaman şeytanin enerjisinden üstündür
ve gerçek şifa Rabbimizin enerjisindedir. Allah dostları da hastalara yardım için dua
ederler ve Rabbimiz dilerse kabul eder ve enerjisi ile hastayı iyi eder. Allah dostları bu gücün sahibi değildir. Sadece dua ederler ve Allahu Teala’dan yardım alırlar. Şeytanın dostları da şeytandan yardım alırlar.
MEDYUMLARIN GÖSTERİSİ BİTTİĞİNDE NE OLUR?
Dikkat edilirse medyum uyuttuğu kişinin cinine komut verir ve elini alnın ortasına götürerek şıklatır. Cinin gitmesini emreder. O anda kişinin nefsine cinin iradesi tesiri
ortadan kalktığı için normale döner. Kişi aynen rüyasını hatırladığı gibi konuşmaları ve olayları hatırlar. Artık aklın kumandanı kendi fizik bedendedir. Medyumlar daha çok ilgi çekmek ve inandırıcı olmak için ne yazık ki ünlü kişileri gösteri amaçlı daha çok kullanmaktalar. Özellikle hipnoz ile kişiyi konuşturduktan sonra o kişilerin ne kadar çok acı çektiklerini, ağladıklarını görsel başınan çok kişi izlemiştir. Bu
şekilde şeytandan yardım alarak huzura kavusmak mümkün değildir. Tevfik Allah’tandır
CİN VE ŞEYTAN ÇARPMASI
——————————————————————————–
Cin ve şeytan çarpmasının bariz belirtisi, kişinin hareketlerinde gözle görülür bir bozulma ve rahat yürüyememesi gelir. Adımlarında ve konuşmalarında dengesizlik olur. Söyleyeceklerini birbirine bağlamada güçlük çeker. Sizlerinin arasında mantıklı bir anlam ilişkisi kuramaz.
Çarpılma, insanın yapmak istediği veya düşündüğü bir hususu sağlıklı bir şekilde idrak edememesidir. Bunların bazıları başka hastalıklarla benzer belirtiler gösterebileceği gibi bazıları da kendine özgü çok farklı belirtiler gösterir.
Cinlerin insanları çarparak sara nöbetine sokmaları çoğunlukla öfke ve cezalandırma gayesiyle olur. İnsanlardan bazıları cinlere eziyet edebilir veya cinler onların kasten eziyet ettiklerini düşünürler. Kişi farkında olmadan cinlerin üzerine küçük su dökebilir veya kaynar su boşaltabilir. Ya da farkında olmadan cini öldürebilir. Bu da bilmeden cinin bulunduğu yere ağır eşya koymak, taş koymak veya yüksekten düşmek gibi nedenlerle olur. Özellikle kırlarda deliklere tuvalet yapmamak, özellikle tuvalete, hamama ve benzeri yerlere girerken besmele çekmek, yılan, akrep, siyah kedi ve köpeğe zarar vermemek gerekir. Yılan, akrep, siyah kopek öldürülebilir ancak yaralı bırakılmamalıdır.
Büyüklerimiz bu tür olayların yaşandığını bildikleri için çöplük kenarından geçerken, açığa tuvalet yaparken, sıcak kul ve sıcak su dökerken “Destur” denmesini hep tembih ederlerdi.

YAŞANMIS BİR ÖRNEK
Şeyh Ebu Bekir Cabir’in anlattığı yaşanmış bir olayda: Şadiye isminde bir ablam vardı. Çocukluğumuzda bir gün evin alt tarafından çatıya, ucunda sepet takılı iple eşya taşıyorduk. Sepeti yukarıya çekerken ablam da çekmek istedi fakat ağırlığına dayanamayıp çatıdan düştü. Düştüğü yerde bir cin bulunuyormuş. Cinin canı yanmış. Cin ablamdan intikam almaya başladı. Her hafta 2-3 kez uykuda geliyor ve onun boğazını sikiyordu. Zavallı ablam bu acıya dayanamayıp havalara zıplıyordu. Cin ancak ölü gibi nefessiz kaldığında bırakıyordu. Bir keresinde ablamın ağzından bu işkenceyi ablamın canını yaktığı için yaptığını söylüyordu. Cin sadece uykuda geliyordu. Yıllar geçiyor ve cin ablamın yakasını bir turlu bırakmıyordu. Zavallı ablam bu acıları yasayarak 10 yıl sonra yine cinin boğazını daha fazla sıkmasıyla çırpınarak son nefesini verdi. Bu olayı bizzat gözlerimle görerek yaşadım.
CİNİN GELİŞİ NASIL ANLAŞILIR?
Cin eğer hastanın içinde ise su alametler zuhur eder:
1-Cin bağırmaya başlar, sızlanır, çığlık atar, acı çeker ve kişinin
ağzından konuşur.
2-Hasta sağa-sola sert bir şekilde bakmaya baslar ya da ellerini
gözlerine kapatır. Bakışları donar yahut şiddetli bir şekilde açıp-kapar.
3-Vücudu titremeye başlar, sağa sola döner.
4-Hasta bayılır ve cin hastanın dilinden konuşur. Bazen de cin adını
söyler.
CİNİN ÇIKIŞINDA GÖZETİLMESİ GEREKENLER NELERDİR?
Cin el veya ayak parmağından, ağızdan veya burundan çıkmalıdır. Göz, karın ve benzeri noktalardan çıkmasına izin verilmez. Bedenden çıkmadan önce “Esselamu Aleykum” demesi talep edilir. Hasta okunan ayetlerden etkilenir, sağa sola titrerse cinin hala bedende olduğu bilinmelidir.
CİN BEDENDEN ÇIKMAKTA DİRETİRSE NE YAPMALIDIR?
Ayetel Kursi, Yasin Suresi, Saffat Suresi, Duhan Suresi, Cin
Suresi, Humeze Suresi, A’la Suresi,Kafirun Suresi, gibi cinleri rahatsız
ettiği bilinen Kur’an Sureleri okunur.
PEYGAMBER EFENDIMIZ’E (S.A.V.) BUYU YAPILMIŞ MIDIR?
Lebid Bin Asim adında Beni Zurayk Yahudilerinden biri Resulullah’a büyü yaptı. O kadar ki Resulullah (S.A.V.) hiç yapmadığı bir şeyi yapmış gibi görünüyordu. Hanımlarına yaklaşmadığı halde yaklaştığını sanıyordu. Bir gün Resulullah (S.A.V.) dua etti ve “-Ey Aişe! Allah bana istediğimi verdi. Iki adam geldi. Biri başucuma diğeri ayakucuma oturdu.
Başucuma oturan ayakucuma oturana dedi ki:
-Bu zatın hastalığı ne? Diğeri
-Bu zata buyu yapılmış.
-Kim yapmış?
-Lebid Bin Asam
-Ne ile yapmış?
-Tarak,kıl ve hurma kabuğu ile.
-Onlar nerede?
-Zervan kuyusunda temel taşının altında, dedi.
Sonra Resullullah (S.A.V.) Efendimiz Hz.Ali.Zubeyr(ra),Talha(ra) ve Ammar’i(ra) kuyuya gönderir. Suyu boşaltırlar. Kuyunun suyu, suda Bekletilmiş kına gibidir. Dibindeki taşı kaldırır ve sacının kılı ve tarağının bir dişi ile bir ipliğe iğneyle atılmış onbir düğümle düğümlenmiş halde bulurlar. Resulullah’a getirirler. Allahu Teala Muavvezeteyn yani Felak ve Nas Surelerini indirir. Bu iki surede 11 ayet vardır. Ayet okundukça ve çözüldükçe Resulullah’in(S.A.V.) hastalığı tamamen iyileşir ve eski sıhhatine kavuşur.
Ashabı Kiram o yahudiyi öldürmek için izin istemişseler de Resulullah izin vermemiştir. Çünkü tasarruf altında olduğu için ve nefsinin afetleri olmadığı için kimseye kızmamıştır ve intikam almak da istemez.
Cebrail A.S. da “Seni Allah’ın izni ile okuyorum.Allah sana eziyet veren her şeyden, göz ve hasetten sana şifa versin” diyerek okudu.
BU OLAYIN HIKMETİ NEDİR?
Bu olay Yüce Allah’ın O’na olan lütuf ve korumasının açık delillerinden biridir. Resulullah (S.A.V.) rahatsızlığı hissettiği anda duaya başlamış ve çok dua etmiştir. Bu rahatsızlıklara şifa olacak Felak ve Nas Surelerinin (Muavvezeteyn Sureleri) inmesine vesile olmuştur. Şifa
Kur’andadır.
SİHİR VE BÜYÜ NASIL TESİRSİZ HALE GETİRİLİR?

Bir ipe çözülmesi kolay iki yüz düğüm atılır. Büyü yapılanın önüne bir çay bardağı su konulur. Büyü yapılan kişi veya tecvidle Kur’an-i Kerim okuyan birisi Felak suresini okur, birinci düğüme üfler ve çözer. 100 Felak suresi okunur ve düğümler çözülür.101. düğümde Nas suresi okunmaya başlar ve 100 Nas suresi okunduğunda 200 düğüm de çözülmüş olur. İp bardağın içinde ıslatılır ve bardaktaki su içilir. İp ise yakılır. Bu arada üzerlik tohumu yakılır ve buhur yapılır.

28 Kasım 2013 Perşembe

MELEKLER VE GÖREVLERİ

MELEKLER VE GÖREVLERİ

Melekler, yemeyen, içmeyen, erkeklik ve dişiliği olmayan, uyumayan,
günah işlemeyen, Allah’ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren ve gözle
görülmeyen latif, nuranî varlıklardır.
1. Dört büyük melek.
a) Cebrail : Allah’ın elçisi olarak emir ve yasakları bildirir. Yeşil renklidir.
b) Azrail : Ölüm meleği olarak görev yapar. Mavi renklidir.
c) Mikail : Rızıkların yetiştirilmesi ve dağıtılmasında görevlidir. Mor renklidir.
d) İsrafil : Allah’ın hayat vermeyle ilgili emirlerini uygulayan melektir. Sarı renklidir.
2. Cünd-ü Sübhani: Melekleri ve insanları rahatsız eden , cinleri ve şeytanları
uzaklaştıran meleklerdir.
3. Hamele-i mümtesil: Allah’tan aldığı emri dünya semasına ulaştıran melekler.
4. Amele-i mümessil: Tabiat kanunlarını uygulayan işçi meleklerdir.
5. İbad-ı müsebbih: Sürekli Allah’ı tesbih eden meleklerdir.
6. Melaike-i müekkel : Şuursuz varlıkların tesbihlerini, onların namına şuurlu bir şekilde Allah’a takdim eden meleklerdir.
7. Arş’ın mukarreb melekleri: a ) Arşı taşıyan meleklerdir. Sekiz adettir.
b ) Arş’ın etrafını kuşatmış olan melekler.
8. Cennet melekleri : İsmi Rıdvan ‘ dır .
9. Cehennem melekleri :Bu meleklere “Zebani” denir. Başkanları da Mâlik isimli melektir.
10. Kiramen Kâtibin melekleri: Kiramen Kâtibin melekleri insanların sağında ve solunda bulunup iyi ve kötü bütün işlerini yazmakla görevlendirilmiş iki melektir.
11. Münker ve Nekir Melekleri: Ölen kişiyi mezarda sorguya çeken ve gerektiğinde onu cezalandıran iki melektir.
12. İnsanlarla yakın münasebetleri olan melekler:
a) İnsanlara yardım eden melekler:
b) İnsanları bela ve musibetlere karşı koruyan melekler: Her insanı üç yüz altmış melek korumaktadır
c) İnsanlar için Allah’a dua eden melekler.

d) İlham melekleri : İnsanların ruhen yükselmelerine ve onların keşiflerine , bestelerine ve icatlarına yardım ederler .

26 Kasım 2013 Salı

KUR'AN ŞİFA KAYNAĞIDIR


KUR'AN ŞİFA KAYNAĞIDIR

Öteden beri hastaya şifa niyetine Kuran’dan sureler okumak ve dualar etmek sünnettir ve dinin engin atmosferi içinde siyaneti altına sığınmanın bir başka yoludur. Buna, en başta Kur’an-ı Kerim’in kendisi delildir. Zaten o şifa kaynağıdır:

يَا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِمَا فِى الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنٖينَ “Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur'an) geldi. “(Yunus, 10/57)

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنٖينَ وَلَا يَزٖيدُ الظَّالِمٖينَ اِلَّا خَسَارًا “Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak zararını artırır.”(İsra, 17/82)

Hz. İbrahim de putperesetlere karşı Allah’ın gücünü ve şifa verici özelliğini öne sürererek şöyle diyor:

وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفٖينِ “Hastalandığımda da O bana şifa verir.”(Şuara, 26/80)

Ayetlerden anlaşılacağı gibi Kuran başlı başına bir şifa kaynağıdır. Dualar bizzat Kuranda vardır hem de bir sürü. Şeytan cin ve ruhani rahatsızlıklara karşı da şunlar tavsiye ediliyor:

İşte Hz. Yunusun duası:

اَنّٖى مَسَّنِىَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ
“Ennî messeniyeş şeytânu binusbi’v-ve azâb: “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu”(Sad, 38/41)

İşte müminlere tavsiye edilen sığınma duaları:

رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطٖينِ وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُون
“Rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn ve eûzu bike rabbi ey yahdurûn: Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım." (Müminun, 23/97-98)
وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍ
“Ve hıfza’m-min kulli şeytâni’m-mârid: Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk.”(Saffat, 37/7)

ve daha bir sürü dua var ancak şifa özelliği olanlardan sadece bir kısmını aldık. bunların yanında Ayet el-Kürsî, İhlas, Felak ve Nas sureleri ile, Esmasü'l-Hüsna olan Haşir suresinin son üç ayeti "hüvallahüllezi..." vs daha bir sürü ayet ve sure...

وَلِلّٰهِ الْاَسْمَاءُ الْحُسْنٰى فَادْعُوهُ بِهَا
“En güzel isimler Allah'ındır, o halde bu isimlerle O'na dua edin. O'nun isimleri konusunda haktan sapanları (isimlerinin etkisine inanmayanları) terk edin. Onlar işlediklerinin cezasını çekeceklerdir.” (A’raf, 7: 180)

Bunları inkar edip dalaşmaya kalkanlara diyeceğimiz tek söz, onlara uymamak ve "Cahillere selam olsun" demekten başka bir şey değildir.


Dr. Arif ARSLAN

21 Kasım 2013 Perşembe

ESMA_ÜL HÜSNA İLE ŞİFA


Esma-Ül Hüsna İle Şifa

Esma-Ül Hüsna İle Nasıl Tedavi Yapıldığına Dair Biyoloji İlminin Mucidi Dr. İbrahim Kerim Anlatıyor:
Esma-ül Hüsna’nın tüm hastalıklara şifa olduğunu keşfettim. Gözümle gördüğüm, şahit olduğum bir olayı anlatayım: Bir arkadaşımın gözleri iltihaplanmış, kıpkırmızı kesilmişti. İki elini gözlerinin üstüne koyarak ‘YA NUR, YA HABİR, YA VEHHAB’ esma-i şeriflerini okumaya devam etti ve bir süre sonra Allah’ın lütfuyla gözleri eski haline geldi.

TEDAVİ ŞEKLİ İSE ŞÖYLEDİR: Ağrıyan yere elini koyarak Esma-ül Hüsna’yı okumaya devam etmek…
Esmaül Hüsna için “bedeni ve zihni, öfke, nefret, eleştiri, hüzün, pişmanlık, kıskançlık, korku ve günah duygusundan meydana gelen zehirleri temizleyen en etkili güçtür. Hastalık genelde bedenin herhangi bir yerinde enerjinin işlevini yapmaması sonucunda oluşur. Öfkelendiğimizde, bedenimizde öldürücü bir zehir meydana gelir. Eğer bu zehir nötralize edilmezse bazen uzun vadede ölümle sonuçlanır.İşte bu zehrin de en büyük panzehiri Esmaül Hüsna’dır” tarifini yapan yazar bazı rahatsızlıkları ve onlara iyi gelecek adları listeliyor;
İşte bazı rahatsızlıklar ve ona şifa verecek Esmaül Hünsa:
Kulak için: EsSemi
Omurga için: El Cabbar
Saç için: El Bedi’
Adaleler için: El Kavi
Kalp Kasları için: ErRezzak
Atardamarlar için: El Cabbar
Kanser için: Celle Celaluhu
Burun için: Latif- Ğani- Rahim
Bacak için: ErRafi’
Göz – damarları için:El Muteal
Kolon için: ErRauf
Karaciğer için: En Nafi’
Prostat için: ErReşid
Yağ keseleri için: En Nafi’
İdrar kesesi için: El Hadi
Akciğerler için: ErRazık
Kemikler için:En Nafi
Dizler için: ErRauf
Saç Kepeği için: Celle Celaluhu
Kalp için: En Nur
Kalp Damarı için: El Vahhab
Sinirler için: El Muğni
Migren için: El Ğani
Guatr için. El Cabbar
Göz için: EnNur-Basir-Vahhab
Mide için: ErRezzak
Böbrek için: El Hayy
Bağırsaklar için: EsSabur
Pankreas-Şeker hastalığı için: El Bari
Rahim için: El Halik
Romatizma için: El Muheymin
Ğudde teymusiyye için: El Kavi
Göz Siniri için: EzZahir
Tansiyon için: El Hafid
Yazar eserinde, “türlü ihtiyaçların giderilmesine yönelik şu zikir tekniklerini deneyebilirsiniz” tavsiyesinde de bulunuyor:
Sağlıklı bir ömür için El- Vasi
İyi bir idareci olmak için El-Vali
Yeni bir iş kurmak için El-Hakim
Küsleri barıştırmak için El- Cami
Bolluk ve bereket için El- Hamid
Bedenen güçlü olmak için El- Kaviy
Sevmek ve sevilmek için El- Vedud
Daima yükselmek için El- Mukkadim
Birinin elinizden tutması için El-Veli
Her meselenin çözümü için Ez- Zahir
Birilerine iyilik yapmak için El- Latif
İlim ve irfanınızın artması için EL-Alim
Cesur ve atılgan olmak için El –Kahhar
Alacaklarınızı tahsil etmek için El-Bais
Hafızanızın kuvvetlenmesi için El- Habir
İzzet ve şerefinizin artması için El- Mecid
Ağır hastalıklardan korunmak içi El-Mümin
İkna kabiliyetinizin yükselmesi için El- Azim
Kaybettiğiniz bir şeyi bulmak için El- Vacid
Üzüntü ve sıkıntıdan kurtulmak için El Halik
Yaşamda neşeli ve enerjik olmak için El-Hayy
İşlerinizde daha başarılı olmak için El- Muhyi
Kötü alışkanlıklardan kurtulma için Er- Reşit
Kötü birinin uzaklaştırılması için El- Muahhir
Zekanızın daha kuvvetli olması için El- Muhsi
Herhangi bir hedefe ulaşmak için El- Musavvir
Eşinizle aranızın daha iyi olması için El- Muksit
Hatırı sayılır insanların sizi sevmesi için El- Vali
Şansınızın ve talihinizin açılması için Eş- Şekkkur
Elinizdeki fırsatları değerlendirmek için El- Muid
Elinizdeki bir şeyi muhafaza etmek için Er-Rakib
İhtiyacınız olan bir şeyi elde etmek için El- Mukit
İnsanlardan hürmet ve saygı görmek için El- Kebir
Sizde eksik olan bir şeyi tamamlamak için El- Mukit
Arzu ve isteklerinizin kabul olunması için El- Mucib
İşinizde yükselmek ve kariyer yapmak için Er- Rafi
Çocuklarınızın size daha itaatkar olması için El- Hadi
Maddi ve manevi anlamda güçlü olmak için El- Metin
Sizde eksik olan bir şeyin tamamlanması için El- Cebbar
Şefkatli ve merhametli olmak için ER-Rahim, Er-Rahman
Aranız açık bir arkadaşınızla barışmak için Celle Celelahü
İnsanlar arasında başı dik ve alnı açık gezmek için El- Hasib
Size zarar verecek kişilerin sizden uzaklaşması için Ed- Darr
Başkalarını duygu ve düşüncelerini anlamak için El Müheymin
Birinin gücü ve varlığı karşısında zayıf kalmamak için El-Müzill
Başladığınız bir işi başarıyla sonuna kadar götürmek için El-Vekil
Zihinsel,ruhsal ve bedensel olarak organize olmak için El-Kayyum
Herhangi bir konuda haklı olduğunuzu ispatlamak için El- Hakem
Birine yaptırmak istediğiniz işinizin kolaylıkla olması için El-Rezzak
Maddi ve manevi anlamda sıkıntıya düşmemek için El-Muğni, En-Nafi
Olmadık yerden başınıza felaketlerin gelmemesi için El -Mani, Es-Selam
“Esmâ’ul hüsnâ bilgisi, Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah’ı tanıtması açısından önem taşımaktadır” diyen yazar Niyazi Altılar, Esmaül Hüsna’nın insanı mutluluğa, huzura, sağlığa ve başarıya ulaştıran bir enerji ve şifa kaynağı olduğunu savunuyor ve özelliklerini şöyle sıralıyor:
“Esmaül Hüsna, insanın içinde eksik olan enerjileri tamamlar, zarar veren negatif enerjileri de yok eder ve kişiyi rahatlatır.Çünkü Esmaül Hüsna;Sizde Allah hakkında yücelik ve aşkınlık hissi uyandırır.Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder.
Esmaül Hüsna, fiziksel, psikolojik ve zihinsel sorunların çözümlenmesine yardım etmesi ve diğer pozitif etkileri hem iş yaşamında hem duygusal yaşamınızda hem de sosyal ilişkilerinizde sizi destekleyecek ve çok daha mutlu bir insan olmanıza yardım edecektir.
Yüce Yaratıcı, kâinat ağacının meyvesi olan insanın kalbini kendine bir nevi arş yapmış, Hadis-i Kudsîde “Yere göğe sığmam, mü’min kulumun kalbine sığarım” buyurarak ona ne kadar önem verdiğini çok açık bir şekilde göstermiş. Bu sebeple insan kalbi de yalnız ve yalnız Ona yönelmekle ve Onunla olmakla huzura erebiliyor. Kur’an-ı Kerim’de, “Dikkat edin! Kalpler ancak Allah’ın zikri ile mutmain olur, huzura kavuşur!” (Ra’d Suresi, Ayet:28

AFFETMEK


Affetmek Her Zaman Ve Her Yerde Yanımda Taşıdığım İyileştirici Bir Araçtır

Affetmeye hazırım;

Eleştiri, korku, suçluluk, pişmanlık ve utanç duygusunu üzerimden attığım zaman özgür olduğumu hissediyorum. Bu sayede kendimi ve diğer insanları affedebilirim. Bu hepimizi özgür kılacaktır. Eski meseleleri kapatmaya hazırım. Geçmişte yaşamayı …reddediyorum artık. Bu yükü uzun zamandır sırtımda taşıdığım için kendimi affediyorum. Kendimi ve başkalarını sevmeyi bilmediğim için kendimi affediyorum. Her insan kendi davranışlarından sorumludur ve hayatta ne ekerse onu onu biçerler. Bu nedenle kimseyi cezalandırmama gerek yok. Ben de dahil olmak üzere hepimiz kendi bilinçlerimizin yasaları altında yaşıyoruz. Kendi adıma kin tutan yönümü bir kenara bırakıyorum ve sevgiyi kucaklıyorum. Ve şimdi iyileşiyorum.

ÇOK GÜÇLÜ NİYETLER



ÇOK GÜÇLÜ NİYETLER

KİLO VERME
“Sağlıklı beslenmeyi ve en ideal kilomda olmayı seçiyorum. Bedenim için en iyi kiloya ulaşınca, doğru beslenerek ve bedenime iyi bakarak kilomu korumayı kabul ediyorum. Hemen şimdi hızlı ve sağlıklı bir şekilde kilo vermeye başlamaya ve en kısa zamanda ideal kiloma ulaşmaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum”
ŞANSLI OLMA
” Şansımın çok artmasını ve evrenden bana şans enerjisinin bol bol gelmesini seçiyorum. Şanslı bir insan olarak kendim için ve başkaları için olumlu düşünceler üretmeyi ve şansımı herkesin iyiliği için kullanmayı kabul ediyorum. Her gün daha da şanslı olmaya ve şansımı daha fazla fark etmeye hemen şimdi niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum”
CHAKRA TEMİZLİĞİ
” Chakralarımın tamamen dengeli ve pozitif enerjiyle çalışmalarını seçiyorum. Sahip olduğum yüksek pozitif enerjiyi en güzel şekilde ve faydalı alanlara yönelterek kullanmayı kabul ediyorum. Chakralarımın hemen şimdi nazikçe ve etkili olarak temizlenmesine, dengelenmesine ve pozitif enerjilerle dolmasına. Ve açılan chakralarımın yüce YARADAN ALLAH'ın koruma kalkanıyla korunma altına alınmasına ve sadece temiz saf nurdan ışığa ilahi ışığa sevgiyle bütünleşmesine niyet ediyorum.Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum”
KAVGALARI SONLANDIRMA
” Sakin, huzurlu ve dengeli ilişkiler içinde olmayı seçiyorum. Çevremdeki insanlara ve sevdiklerime dengeli bir şekilde yaklaşmayı ve onlara huzur vermeyi kabul ediyorum. Tüm ilişkilerimde ( buraya falanca ile ilişkimde diye de yazabilirsiniz) uyum, iyilik ve olumlu duygular olmasına ve dostça bağlantılar kurmaya niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum”
İLETİŞİM YETENEĞİNİ ARTTIRMA
” Kendimi çok iyi ifade etmeyi, duygularımı ve düşüncelerimi en iyi şekilde anlatabilmeyi seçiyorum. Kendi düşüncelerime ve insanların düşüncelerine değer vermeyi kabul ediyorum. İletişim yeteneğimin artmasına, en güzel cümleleri kurarak konuşabilmeme ve ses tonumu çok iyi kullanabilmeme bütün kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum”
ÇOCUKLARLA OLUMLU İLİŞKİ
” Çocuğumla ( çocuklarımla, kızımla,oğlumla gibi kelimelerde kullabilirsiniz) tamamen sağlıklı, sevgi dolu ve açık bir ilişki geliştirmeyi seçiyorum. Çocuğumu anlamayı ve ona hak ettiği değeri vermeyi kabul ediyorum. Çocuğumla ilişkimde karşılıklı sevgi, saygı, güven ve içtenlik olmasına niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum”
AŞK ACISINI UNUTMAK
” Falanca ile ilgili yaşadığım olumsuz duyguları hayatımdan tamamen uzaklaştırmaya niyet ediyorum. Bundan sonra benim için en doğru insanı hayatıma çekmeyi ve bu insanla sevgi dolu bir ilişki kurmayı kabul ediyorum. Şu anda falancayla ilgili hissettiğim tüm olumsuz duygulardan, acılardan yada beni rahatsız eden her şeyden tamamen kurtulmaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Ondan tamamen arındım, temizlendim ,uzaklaştım…. Ve bunu teyit ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum”
İŞ YERİNDE HUZUR İÇİN
” İş yerimde tamamen dengeli ilişkiler kurmayı , iş arkadaşlarımla, ( ve patronumla kelimesini de ekleyebilirsiniz) en doğru şekilde iletişim geliştirmeyi seçiyorum. İş arkadaşlarıma değer vermeyi ve onların iyiliğini düşünmeyi kabul ediyorum. İş yerimde hepimizin iyiliğine olacak şekilde huzurlu, pozitif ve anlayışlı bir ortamın olmasına niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum”


MUTLULUĞUN SIRRI 40 AYETTE GİZLİ


MUTLULUĞUN SIRRI 40 AYETTE GİZLİ

İrfan Çelebi, "Vahiyden Kalbe" adlı çalışmasında yıllardır bulunamayan mutluluğun formülünün Kur'an-ı Kerim'deki 40 ayette saklı olduğunu söylüyor. İşte o ayetler...

İsra 37: Kibirli olma, alçakgönüllü davran. (Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.)

Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.
1. Ey örtünüp bürünen (Peygamber!)
2. Kalk da uyar.
3. Rabbini yücelt.
4. Nefsini arındır.
5. Şirkten uzak dur.

Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma
(25. Kur’an, kovulmuş şeytanın sözü değildir.
26. (Hâl böyle iken) nereye gidiyorsunuz?
27,28. O, âlemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür.)

Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma. (Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler.)

Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
(5.İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
6"Yığınla mal harcadım" diyor.)

Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma. (Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.)

Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap. (Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.)

Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster. (Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.)

Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.
(83. Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
84. Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
85. Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.
86,87. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!)

Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme. (Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir)

Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle. (Furkân63. Rahmân'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selâm!" der (geçer)ler.)

İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.
(1. (Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
2,3. Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?)

Maun 4-5: Bu nedenle, şu namaz kılanların vay haline! Onlar namazlarında gafildirler .
(4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.)

Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma. (Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah'ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.)

Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.
(7. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.
8. Ölçüde haddi aşmayın.
9. Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.)

Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme. (1,2. Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı.)

Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma. (Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, "Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber" diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah'ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.)

Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.
(19. Kör ile gören bir olmaz.
20. Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz.
21. Gölge ile sıcaklık bir olmaz.
22. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.)

Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.
(27. (Allah, şöyle der) : “Ey huzur içinde olan nefis!”
28. “Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!”)

Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.
(33. “Çünkü o, azamet sahibi Allah’a iman etmiyordu.”
34. “Yoksulu doyurmağa teşvik etmiyordu.”
35. “Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur.”)

Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.(Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.)

Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan. (1-2. Nûn (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin)

Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil. (Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!)

Saff 2: Yalandan uzak dur. (Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?,)

Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.

(32. Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.”

33. Yûsuf, “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi.)

Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma. (Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!)

Al-I İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma. (Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.)

En'am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme. (De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?”)

En'am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın. (O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir (uyandırandır). Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Sonra O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.)

Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç. (De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”)

Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama. (Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.)

İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme. (Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.)

İsra 23: Anne ve babana 'üff' bile deme. (Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.)

Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur. (Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.)

Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını Kabul et. (İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.)

Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma. (Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.)

Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme. (Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?)

Necm 3: İnanma duygunu diri tut. (O, nefis arzusu ile konuşmaz.)

Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme. (Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.)

Fatiha-2: Alemleri ve seni yaradan Rabbine daima teşekkür ve hamd duygularıyla dolu ol..